FilmArası Dergisi

Mizah Duygusunu Kaybetmemiş Bir Süper Kahraman!

Sinema eleştirmeni Murat Tolga Şen, haftanın gişe bombası filmi Deadpool’u Film Arası okurları için değerlendirdi…

Ortalık süper kahraman filminden geçilmiyor ama bunların çoğu naif zamanlardan geliyor. Pelerinli modern zaman şövalyeleri olarak adlandırabileceğimiz bu kahramanlar gerçek insan ömründe yaşasa şimdi çoğu mezarda ya da huzurevinde olacaktı. Ayrıca bu ideal kahramanlar kendilerini fazla ciddiye alıyor ve bu yüzden de bazen sorunun kendisine dönüşüyorlar. Seyirci ve okuyucu epey zaman önce onların sonu gelmez iç meselelerinden ve tüm o muhteşem güce karşın her şeyi daha da kötü hale getirmelerinden sıkıldı. Biz Süpermen’le, Batman’le, Tommiks Teksas’la büyüdük ama şimdiki zaman çocukları her şeyin çok farkında ve bu maceraları mama niyetine bile yemiyorlar.

O zaman… Tam da onların kaleminden bir süper kahraman yazmak/çizmek gerekiyordu, bir sürüsü de bu amaçla yaratıldı ama en popülerleri bu hafta kendi filmiyle karşımıza çıkacak olan Deadpool oldu. Kafası rahat, kaygısız, Öldürülmesi neredeyse imkânsız ve ahlaksız. Kim, böyle bir kahramanı ne yapsın diye soracaksanız; hani şu sivilceli, şişman, pizza tüketicisi bilgisayar manyakları var ya… Onlar Deadpool’a bayılıyor. Biz de öyle!

Deadpool (Wade Wilson) DC’nin süper paralı askeri Deathstroke’un (Slade Wilson) parodisi olarak ortaya çıktı. Şöyle de diyebilirim; doğumu bile bir şaka olan Deadpool haylazlığından bir an olsun vazgeçmiyor ve ilk beyazperde macerasında da filmin kendisi dahil her şeyle dalga geçiyor ama bu bir komedi filmi değil, her ne kadar bir süper kahraman filmi parodisi gibi dursa ve Mel Brooks filmlerinde izlediğimiz türden absürt mizaha bel bağlasa da Deadpool insafsız bir manyak… Elindeki makineli tüfeklerle ateş kusmayı ve katanalarla da kötü adamları biçmeyi ihmal etmiyor. Bazen iyi adamları da öldürdüğü oluyor ama film o kadar acımasız değil.

Bu onu beyazperdede ikinci kez görüşümüz, Deadpool’u daha önce Wolverine’le büyük bir bacanın tepesinde kapışırlarken ve sonunda kelleyi Wolverine’in pençelerine kaptırırken izledik ama o filmin kendisi berbat bir şaka olduğundan aklınızda kalmaması doğal. Düşünsenize, Marvel âleminin en geveze süperinin ağzını dikmişler!

Bu arada Deadpool’a geveze falan diyoruz ama hakkını yemeyelim, düşmanlarını espri yaparak döven ilk kahraman o değil. Beyazperde uyarlamalarında bunu nedense hep atladılar ama Spider-Man’in sevilmesindeki önemli unsurlardan biri de budur. Scorpio ile dövüşürken onu madara edişi hala aklımda…

Neyse, Örümcek’in rol çalmasına izin vermeyelim ve dönelim Deadpool filmine… Deadpool doz aşımı bir kahraman, maceraları çok vahşi, çok seksi ve aşırı derecede yetişkin mizahı içeriyor. Filmin senaristleri bu dokuyu korumayı başarmışlar ancak çizgi romanını okuyanların fark edeceği üzere Deadpool da bir miktar evcilleşmiş görünüyor, *geek tarafı biraz yontulmuş. Bir de işin içine -Hollywood pastanesinin mamullerinde olmazsa olmaz- bir aşk öyküsü eklenince ortaya “aşkından kafayı yemiş” bir süper kahraman çıkmış.

Süper kahraman filmleri kötü adamı ne kadar etkileyiciyse o kadar başarılıdır derler. Deadpool filminde bu formül işlemiyor çünkü Ryan Reynolds maskenin içinde ve dışında bütün ilgiyi kendi üzerine çekmeye kararlı. Ajax, Colossus, Negasonic Teenage Warhead, Angel Dust… Evet, film boyunca bir sürü (yapımcıların lisans parası yettiği kadar) süper kahraman görüyoruz ama şovun yıldızı Deadpool. Ryan Reynolds, bu defa ne Blade’in yancısı ne de Hugh Jackman’in dayak adamıyım dercesine ele geçirmiş filmi… İyi de yapmış! Ha bu arada o Yeşil Fener tuhaflığından hiç bahsetmek istemiyorum, hiç çekilmemiş olduğunu farz edelim.

Bir çizgi roman meraklısı ve süper kahraman filmi sevicisi olarak şunu gönül rahatlığıyla yazabilirim. Tim Miller, Deadpool’un kendi varoluş macerasını da işin içine katarak hem duygusal hem de çok komik bir film çekmeyi başarmış. Kahramanın bir sinefil olduğu da ortada, bu konuda ettiği müthiş laflar var çünkü ama filmin en büyük kusuru finalinde… Sondaki boss fight’ı çok başarılı bulduğumu söyleyemem, görsel açıdan da bir muhteşemlik yok. Colossus’un çizgi romandaki halini çok sevdiğimden filmdeki tipi hoşuma gitmedi. O ki süper kahramanların en ince ruhlusudur, tutmuşlar, galvanizli bir sobaya dönüştürmüşler.

Her şeye rağmen Deadpool müthiş bir eğlencelik, hiç sıkılmadan izleniyor ve bir süper kahraman filminin ne kadar komik olabileceği sorusuna cevap oluyor. Batman’di, Süpermen’di derken kasım kasım kasılan bir sürü pelerinli süperin arasına dalan bu pasaklı ve delik deşik süper kahramanın yeni maceralarını merakla bekliyoruz.

*Geek: özellikle entelektüellik, elektronik aletler, oyunlar, vb. bir ya da birden fazla şeye aşırı saplantılı olarak algılanan sıra dışı ya da tuhaf insanlar için kullanılan terim. (wikipedi)

Murat Tolga ŞENmurattolga@otekisinema.com

 

Avatar

Film Arası Dergisi

Ağustos 2010’da yayın hayatına başlayan aylık sinema dergisi.

Yorum Yap

Temmuz 2017