Oscar Adayı Film Tartışma Yarattı!

2021 Oscar Ödülleri’nde yarışacak En İyi Uluslararası Film adayları yavaş yavaş belli olmaya başlıyor.

Dün Türkiye’nin adayının Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile sinema alanındaki meslek örgütü temsilcilerinden oluşan 16 kişilik seçici kurul 23 film arasından 7. Koğuştaki Mucize’nin seçildiğinin açıklanmasıyla sosyal medyada hararetli bir tartışma başladı.

Başlayan tartışmada ilk olarak uyarlama bir filmin aday olması ve ikinci olarak filmin yerel unsurlarının fazla olması noktaları öne çıkıyor.

Tartışmalara dair sosyal medya paylaşımlarına geçmeden önce 7. Koğuştaki Mucize filminden bahsetmek gerekir. Mehmet Ada Öztekin’in yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrollerinde Aras Bulut İynemli ve Nisa Sofiya Aksungur yer alıyor. Bir baba-kız hikayesinin anlatıldığı dramatik film, Güney Kore yapımı  Miracle in Cell No.7 uyarlamasıdır.

Hem gişede hem yayınladığı dijital platformlarda birinciliği göğüsleyen 7. Koğuştaki Mucize halk tarafından sevildi denilebilir.

Ülke sinemalarının en iyi örneklerinin yarıştığı kategoride bir yeniden yapımının aday olarak gösterilmesi ‘kim temsil ediliyor?’ sorusunu ortaya çıkardı.

7. Koğuştaki Mucize’nin Oscar adaylığına dair atılan tweetler ve yorumlar şöyle:

Yönetmen Ümit Ünal:

“Bravo bize, G. Kore filmi uyarlamasını Oscar adayı olarak seçip yolluyoruz. Bizim ‘yerli ve milli’ hikayelerimize ne oldu?”

Yönetmen Ömer Faruk Sorak:

“11 yabancıyla Avrupada başarı kovalayan Türk futbolu, 5 yabancıyla şampiyon olunca böbürlenen Türk basketbolu, Kore dizilerini devşirip reyting alınca ilerlediğini zanneden Türk televizyonculuğu, Koreliler satın alınca büyüyen Türk Sinema işletmeciliği ve şimdi de Kore filminden uyarlama bir filmle Oscar da en iyi yabancı film ödülü alma sevdasında Türk Sineması…

Bu seçimi yapan, mesleğinde yetkin, kariyerinde seçkin jürinin saygıdeğer üyeleri… Mevcut kararınızla özgün bir Türk sineması yaratma yolundaki üstün çabalarınızı ayakta alkışlıyor, hepinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.”

Sinema Yazarı Suat Köçer:

“Oscar’a adalık meselesinin yalnızca film seçip yollamaktan ibaret olmadığı ne zaman anlaşılacak acaba? Sayısız tecrübeye rağmen hatalar tekrar ediliyor. Uzun, hassas ve önemli bir süreç ne yazık ki yıllardır yalnız yönetiliyor. Şansı yüksek bir film bile bu anlayışla başaramaz.”

Sinema Yazarı Kerem Akça:

“Bu yıl Türkiye’nin Oscar kuruluna başvuran filmler arasında sadece birinin ‘Uluslararası Film’ kategorisinde ilk 10’a girme şansı var. O gönderilmezse süreç boş bir uğraştan ibaret hale gelecektir.

Bu dalda şu ana kadar başvuran 43 film arasından 28’ini izleyerek Oscar 2021’e adaylık şansını sıraladım. 10 Kasım itibariyle 7. Koğuştaki Mucize 30’uncu olabiliyor. Nihai 90-95 başvurudan sonra da 70-80 arasında yerleşecek gibi. Allah bereket versin.”

Film Eleştirmeni Burak Göral:

” … Elbette ben olsam malum filmden başka bir filmde şansımı denerdim ama sorun vahim… Akademi ödüllerinin en iyi filmleri bu kategoride yarışıyor her sene. Eminim öyle bir aday adayı listesi çıkacak ki yine ortaya, biz zaten bu sene hangi filmi göndersek boynu bükük duracaktı.”

Sinema Yazarı Ali Ulvi Uyanık:

“93. Akademi Ödülleri (Oscar) En İyi Uluslararası Film Türkiye adayını seçen 17 üyeli jüride, SİYAD temsilcisi olarak, oyumu, Erdem Tepegöz’ün ‘Gölgeler İçinde’ adlı filme verdim.”

Akademisyen Şükrü Sim:

” Türkiye’yi Oscar’da temsil etmek üzere G. Kore sinemasından uyarlanan ‘7. Koğuştaki Mucize’ filmi seçilmiş. G.Kore veya başka bir ülke sinemasından herhangi bir amaçla remake yapılabilir, ama bu filmi Türkiye’yi temsilen Oscar’a göndermek bir akıl tutulmasıdır. “

Sinema yazarı Halil İbrahim Sağlam:

” Bu yıl hangi filmi yollarsak yollayalım zaten aday olmayacaktı, içlerinden en ağlak olanı cımbızla seçip yine şansımızı sıfıra indirmişiz. Millet Roma, Parasite, Cold War, Son of Saul, On Body and Soul gönderiyor, biz 7. Koğuştaki Mucize.”

Akademisyen Aydın Çam:

“Keşke bir yeniden-yapım / remake yerine özgün bir yapım ada gösterilseydi. Bir yeniden yapımın ödül şansı olduğunu hiç sanmıyorum. Bu kadar çok yerellik, özgünlük, millilik konuşulan bir dönemde bu filmin aday gösterilmesi ironik, diğer yandan.

Kaldı ki mesele ödül meselesi değil: Ülkeyi temsil eden filmin özgünlüğü.”

Alandan çeşitli isimlerin yaptıkları yorumların ortak noktaları, yerel olamayan bir hikayenin adaylığı ve ülke sinemasını gösterecek adayın niteliğinin nasıl bu şekilde belirlenebildiği şeklinde özetlenebilir.

Adaylık karşısında ortaya koyulan yorumlar aslında ülke sinemamız içerisindeki görüş birliğinden uzak hali ortaya koyuyor.

Rabia Bulut

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı.t Yüksek Lisansını ise Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yaptı. Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek Zamanı ve Masumiyet Filmlerinin İncelenmesi başlıklı teziyle tamamladı. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir