‘Her Sorgulamada Yeni Bir Kapı Açılıyor’

İlk filmi ‘Zerre’ ile dikkatler çeken Erdem Tepegöz ile bugün vizyona giren ‘Gölgeler İçinde’ filmini konuştuğumuz röportajımız yayındadır. 

Ulusal ve uluslararası festivallerden birçok ödülle dönen ‘Gölgeler İçinde’, ilkel teknolojiyle yönetilen bir fabrikada işçilerden birinin sistemi sorgulamasıyla değişmeye başlayan hayatlarına odaklanıyor. Tepegöz filmin hikayesini, mekanla yollarının kesişmesini ve metaforik anlatımlarının arka planına dair bir röportaj gerçekleştirdik.

Keyifli okumalar…

  • Filmin hikayesi nasıl ortaya çıktı?

Hikayenin ilk taslağı kendi gölgesi ve o gölgelerini sorgulayan bir adam üzerinden yazılmıştı. Sonraları bilim kurgu külliyatını çok seven biri olarak bu türün imkanlarını ve yapabilitesini araştırıken, hikayeme dayanak olup olamayacağını sorgulamaya başladım. Anlatmak istediğim duygu ve düşüncelerin distopik bir evrende daha gözlemlenebilir olduğunu farketmemle birlikte filmin hikayesi bu yöne doğru evrildi.

  • Kadroyu nasıl oluşturdunuz?

Teknik ekibin çoğu daha önce birlikte çalıştığım profesyonellerden oluşuyordu. Yapımcılarım ile daha önceden tanışmıştık ve zaten birlikte bir şeyler yapmak istiyorduk. Yapımcılar da iyi bir prodüksiyon ve yapım ekibi kurdular. O şekilde sağlam bir kadro ile yola çıktık.

Başrolümüzü uluslararası işlerinden takip ediyordum. Güçlü bir ifadesi ve agresif bir yapısı nedeniyle tercih ettim. Diğer oyuncularımızla cast çalışması ile birlikte çalışmaya başladık. Açıkçası kilit noktalardaki görevler için hep daha önceden bildiğim ve tamamen güvenebileceğim kişiler ile yola çıkmayı tercih ettim.

  • Nasıl bir yapım süreci geçirdiniz?

Bağımsız bir bilim kurgu olarak yola çıktığınızda, açıkçası zorlu bir süreç olacağını tahmin ediyordum. Karanlık ve agresif bir distopik evren kimin ilgisini çeker, tür sinemasına yakın olması festivallerde nasıl konumlanır diye süreç içerisinde sorguladığım çok oldu. Ama tahmin ettiğim kadar değil, daha da zorlu geçti. Çekim yaptığımız mekanın tehlikeli ve kontrol edilmesi kolay olmayan bir yer olması nedeniyle çoğu fabrika ve maden sahnelerini son anda prova yapmadan çekmek zorunda kalmamız, başrol oyuncumuzun yoğun programı nedeniyle ön hazırlıksız çekime çıkıp, çok kısıtlı sürede filmi bitirmek zorunda olmak, post sürecinde farklı sebepler ile ara vermek ve film bitince pandemi ile karşı karşı kalmak tüm süreci açıkçası bitmeyen bir mücadeleye döndürdü. Ama çıkan sonuçtan tüm engellere rağmen memnunum, iyi bir festival süreci yaşadık, şimdiye kadar 18 ülke ve festival gezdi film. Gittiğimiz festivallerde yoğun ilgi gördüğünü ve aldığım yorumlardan anlatmak istediğim dertleri ve bu farklı dünyayı seyirciye geçirebildiğimi düşünüyorum.

  • Sistemin çarklarını distopik bir evren kurarak ele alıyorsunuz. Bu ele alış biçiminde fabrika önemli bir yerde duruyor. Mekanla yolunuz nasıl kesişti?

Hikayenin geçtiği mekan, çok fazla detay ve metafor barındıran canlı bir yapı gibi kurulmuştu. Bütün hikayenin ana metaforu aslında bu fabrika bölgesinin olması nedeniyle, mekanı filmin ana kahramanı yapıyordu. Bu açıdan uzun süre mekan arayışında doğru yeri bulmaya çalıştık. Sonunda bir yönetmen arkadaşımın önerisi ile Gürcistan Chiatura bölgesi ile karşılaştık. Ve burası hem Türkiye’ye yakınlığı hem sinematografik olarak çok imkan barındırması nedeniyle burada çekim yapmaya karar verdik. Ayrıca bu bölge, senaryodaki gibi yıllardır bu kapalı sistemden çıkamayan binlerce işçiye ev sahipliği yapıyor olması nedeniyle görselliğe gerçekçi bir hava katıyordu.

  • İşçinin soru sormaya yeltenmeye başlamasıyla fabrikanın ve işçilerin düzeninde bozulmalar yavaş yavaş başlıyor. Soru git gide sağlam bir zemine oturdukça bozulmaların dozu artıyor. Filmin sonu da düşünülünce soru sormaya başlamak bir başlangıç noktası mıdır yoksa bir son mudur?

Aslında farkındalığınız arttığında, bilinçlenme süreci de başlamış oluyor. Ve artık rutin düzen sizin için farklı bir gerçeklik oluşturuyor. Bildiğinizi sandığınız gerçekliğin, aslında o zamana kadar ki gerçek olduğunu farketmiş oluyorsunuz. Ve her sorgulamada yeni bir kapı açılıyor. Filmde de aynen böyle. Kahraman bilinçlenip, duvarın ötesini bulmaya çalıştıkça bilmediği yeni gerçekleri öğrenmiş oluyor. Soru sormak her zaman yeni soruları doğuruyor. Soru sormak her zaman açılmamış bir kapı bulacaksınız teoremine uygun bir kamçı görevi görüyor sanki.  O yüzden filmin sonu da yeni bir soru ve cevap ikilemi ile bitiyor.

  • Mekanın yanı sıra ses tasarımı da filminizde önemli bir noktada duruyor. Ses tasarımı üzerinde nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz?

Ses benim için çok önemli bir enstürman. Genelde post prodüksiyon sürecinde en az zaman harcanan süreç ses tasarımı oluyor ve çekimden sonra çözülmesi gereken bir süreçmiş gibi görülüyor. Ama ben daha sete çıkmadan önce ses tasarımı ile ilgili çok fazla örnek çalışma ve araştırma yapmaya vakit ayırdım. Ayrıca sahada ses alan ekipten, ses tasarımını ve final mixi yapan tüm ses ekibim çok başarılı ve profesyonel isimlerden oluşuyordu. Filme kendilerinden çok fazla şey kattılar. Ses tasarımını yaparken filmin kurgusunu etkileyen kararlar veriyorduk. Filmin ses dünyasının kurulumunda seyircinin sanki o fabrikada çalışıyormuş gibi o dünyaya girmesini sağlamak istedik. Fabrika sesleri, sirenler, uğultular, titreşimleri hissettirmek ve filmin müziklerinin o boyuta uygun ilkel bir epik his taşıması uzun uğraşlar sonunda gerçekleşebildi. Filmin ses tasarımını ve görselliğini bir izleyici gözüyle her izlediğimde çok etkileyici buluyorum.

 

  • ‘Gölgeler İçinde’ ulusal ve uluslararası festivallerden önemli ödüllerle döndü. Sizin için ödüllerin anlamı ve önemi nedir?

Ödüllerdeki en büyük motivasyonum bir film daha çekebileceğim, bir hikaye daha anlatabileceğim duygusunu bende uyandırması. Bağımsız sinema yapabilmek, fon bulabilmek, filminizi perdede görebilmek gittikçe daha da zorlaşıyor. Seyirci bulmak yakın zamanda festivaller harici çok zor hale gelecek gibi. Bu açıdan farklı hikayeler ve yeni denemeler yapabilmek için, ödül büyük bir teşvik ve güven aracı oluyor yapımcılar ve fon kaynakları için.

  • Uzun bir festival süreci sonrasında filminiz 24 Eylül’de vizyona girecek. Sinemaseverlere ‘Gölgeler İçinde’ ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Çok kolay bir film olmadığını söylemek isterim. Ama meteforların, anlatmak veya sordurmak istediğim soruların seyircide düşünme ve sorgulama mekanizmasını çalıştıracağına inanıyorum. Ben cevap vermek için değil, kendi sorularımı paylaşmak için sinema yapmaya çabalıyorum. Bu açıdan evrensel sorulara ve sorunlara ancak müşterek mesai ile cevap bulunabileceğine inananlardanım. Bu açıdan sinema ortak paydada hepimiz için açık alan bir deney alanı gibi kullanılabilir. Bunu deneyimlemek ve o salonda veya karşılarına çıkacağı herhangi bir mecrada Gölgeler İçinde ile bu yolculuğa ortak olmalarını dilerim.

  • Son olarak yeni projeleriniz nelerdir?

Antropoloji ve belgesel üzerine de çalışıyorum bir süredir. Sinema filmi olarak da üzerine çalıştığım bir kaç proje var. Her ne kadar küçük hikayelerde yüzmek istesem de yine bir tarafım her türlü zorluğuna rağmen kendime göre yeni bir şeyler denemek ve risk almak istiyor. Umarım yeni hikayeler anlatabilme şansı bulurum.

 

 

 

 

 

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Yüksek Lisansını Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında, Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek Zamanı ve Masumiyet Filmlerinin İncelenmesi başlıklı teziyle mezun oldu. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir