Büyümüş Çocukların Pota’sı

Çektiği kısa metraj filmlerle beğeni toplayan Ahmet Toklu’nun ilk uzun metraj filmi Pota, yurtdışında pek çok festivalde yarıştı ve bu festivallerden çeşitli ödüllerle döndü. Kadrosunda çocuk oyuncuların ağırlıklı rol alması her ne kadar ilk planda bir çocuk filmi izlenimi verse de ele aldığı konular ve senaryosuyla çocuk filminin ötesinde her yaştan seyirciye hitap eden bir ilk film Pota.

Alp Akar’ın ana karakter olarak yer aldığı filmde, Bahar Bektaşoğlu’nun yanı sıra, Sibel Melek Arat, Egemen Almacı, Mert Erdoğdu, Mehmet Halil Çelik, Burhan Yıldız, Miraç Çelen, Samet Sevtekin gibi oyuncular yer alıyor. Çocukların dünyasından hayata samimi bir bakış atan yönetmen, acımasız sisteme karşı koyan çocukların saf dayanışma ve çabasını benzer bir saflıkta beyaz perdeye taşıyor.

Lüks bir sitenin marketinde çalışan Ahmet, Rusya’ya giden babasının para gönderememesi üzerine bu çalışma kararını almıştır. Annesi ve kardeşine bakmakla kendini yükümlü hissediyordur ve hoşlandığı kızın basketbol oynayan Erhan’a olan ilgisinden dolayı basketbola merak sarar, sonrasında kendisini sevdiği kıza karşı ispat peşine düşer. Oynayacak bir sahaları olmadığı için arkadaşlarıyla birlikte mahalleye kendi imkânlarıyla bir pota yaparlar ve çalışmaya başlarlar. Kendilerini hazır hissettikten sonra da sitenin zengin çocuklarıyla maç ayarlarlar. Kıran kırana geçen maçın sonunda, ayakkabısının deliğinden giren taşın ayağını acıtmasıyla son hamleyi yapacağı anda yere düşen Ahmet, takımının yenilmesine sebep olur.

Yönetmen, filmin başlarında delikli ayakkabısıyla arkadaşının misketini çalan Ahmet’e, filmin sonunda aynı ayakkabısından giren taşla maçı kaybettiriyor. Böylece kazanmanın da bir kuralı olması gerektiğine dikkat çeken yönetmen, İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin Serçelerin Şarkısı filmindeki meşhur alın teri sahnesine de selam gönderiyor.

Filmde buna benzer çeşitli incelikli göndermelerle insani erdemlere dokunan yönetmen Ahmet Toklu, seyirciyi 90’lı yıllara flashback’lerle götürerek eğitim alanında yaşanan kronik sorunlara da dikkat çekiyor. İki çocuğuna zor şartlar altında bakan bir annenin, kendi çocuğundan bile gizlediği gözyaşları, sevimli diyaloglarıyla seyirciyi güldüren çocukların dünyasından hüzünlü bir yetişkin dramı olarak hikâyedeki yerini buluyor.

Filmin mizah duygusunun paralelinde akan diğer bir dramın kahramanı ise kan davası ve terör yüzünden Doğu’dan eğitimini tamamlamak için İstanbul’a gelmek zorunda kalan Veysel’dir. Ahmet’in yalnızlığına ve olgunlaşma serüvenine diğer çocukların da dahil olması ve Veysel’i de bu çembere dahil etmeleri geleceğe dair umutları tazeleyen bir sahne olarak dikkat çekiyor. İzleyici de tatlı bir burukluk oluşturan diyalog ve replikler, birçok kişinin hayat hikâyesinden enstantaneler barındırıyor. 90’lara ait gazete manşetiyle dönemin sosyo-politik tartışmalarını da hatırlatan film sert mizaçlı öğretmen tiplemesi üzerinden eğitim sistemine de eleştiriler getiriyor.

Kazanmakla kaybetmeyi, yoksullukla zenginliği, adaletle adaletsizliği tek potada işleyip insanlığın aslında günahı sevabıyla aynı potada eridiğine dikkat çeken yönetmen Ahmet Toklu, meselenin anlatıcısı olan oyunculara yüklediği sorumluluğun karşılığını da ziyadesiyle alıyor. Çocuk oyuncular gerek samimiyetleri ve gerekse yetenekleriyle parçası oldukları hikâyeyi seyirciye başarıyla aktarıyor.

Ahmet Uluçay’a atfedilmiş, yönetmenlik ve senaryosunda Ahmet Toklu’nun imzasını taşıyan Pota, her türlü ayrıştırma ve kamplaştırmanın kötücül yanını deşifre etmekle kalmıyor, buna karşı verilen mücadelenin de fotoğrafını çekiyor. Sosyoekonomik sorunların çıkmazlarını 90’lar Türkiye’si üzerinden aktarmayı başaran film, badireler atlatarak büyüyen bu coğrafyanın çocuklarına dair esaslı bir hikâye anlatıyor.

2 Comments

  1. Asu Saros Reply

    Yavuz bey filmi çok güzel yazınızla özetlemişsiniz.Ilgimi çekti.Konusu çok güzel,anladığım kadarıyla duygulara hitap eden,gerçek yaşamdan bir kesit. Bu gün izliycem.Teşekkür ederim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir