FilmArası Dergisi

Altın Yunus Filmlerine Bir Bakış

#HerŞeyeRağmen sloganıyla gerçekleşen 8. Boğaziçi Film Festivali’nin bitmesine az bir zaman kaldı. Festivalde Ulusal Yarışma filmlerini zevkle takip ettim.

Altın Yunus için yarışan 10 Ulusal Yarışma filminden ‘Koku’ ve ‘Sadece Farklı’ filmleri dışında ‘Flaşbellek’, ‘Gelincik’, ‘Nasipse Adayız’, ‘Kumbara’, ‘Gölgeler İçinde’, ‘Ölü Ekmeği’, ‘Mavzer’ ve ‘Kodokushi’ filmlerini Beyoğlu Sineması’nda ara ara maske rahatsız etse de zevkle izledim.

Nasipse Adayız

Ercan Kesal’ın kendi hayat hikayesinden yola çıkarak kaleme aldığı aynı adlı kitabın uyarlaması olan film, aday adayı olan Doktor Kemal Güner’in bir gününe odaklanıyor. Bir Numara’nın geleceği akşam yemeğine doğru giden yolda, Kemal Güner’in verdiği tavizler, maruz kaldığı durumlar gözler önüne seriyor. Siyasetin insan doğasına dair sunduğu karanlık, gri noktalar çekinmeden ortaya koyuluyor.

Kadrosunda Ercan Kesal, Nazan Kesal, Selin Yenici ve İnanç Konukçu’nun yer aldığı filmde Kesal çuvaldızı kendine de sistemede batırmaktan geri durmuyor. Filme Romen görüntü yönetmeni Barbu Balasoiu ‘da imzasını atıyor.

Flaşbellek

Derviş Zaim’in sinematografisinin 10. filmi olan Flaşbellek, Suriye meselesini insani noktadan ele alıyor. Kadrosunda  Saleh Bakri, Ali Süleyman, Sara El Debuch ve Husam Chadat bulunurken görüntü yönetmenliğini Andreas Sinanos üstleniyor. 

Film bir asker ve eşinin sınırı geçme kararı sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Çekimleri Gaziantep ve Kayseri’de gerçekleşen filmde Binbir Gece Masalları mistik, gizemli bir yan uyandırmak için kullanılıyor. Lakin başarılı bir yere ulaşmıyor. Çünkü çiftin sınırı geçmek için karşı karşıya kaldığı çeşitli gruplarla kurduğu ilişkiler realiteyi yansıtamıyor. Şiddet sahnelerindeki açıklık şartların, durumların ortaya konmasında aynı şekilde ilerleyemiyor.

Güncel meselelerin sinemada yer bulması güzel ama o meseleleri ortaya koyarken nereden, nasıl bakıldığı önemli bir noktayı oluşturuyor.

Ölü Ekmeği

Aşık geleneğinde yer alan usta çırak ilişkisini ele alan Ölü Ekmeği’nin yönetmen koltuğunda Reis Çelik yer alıyor. Filmde kadrosunda  Takhan Omarov, Ziettin Aliev, Şilan Düzdaban yer alıyor.

Söz ustası Aşık Ziyaeddin’in öğrencisi olan küçük Mustafa köylüsü Gülbeyaz’a aşık olur. Bir yandan aşıklığı öğrenmeye çalışırken bir yandan da Gülbeyaz’ın gönlünü çelmeye çalışır. Filmin hikayesi Mustafa’nın Gülbeyaz’a almak için verdiği elmanın üzerinden ilerler.

Reis Çelik aşık geleneğinin bütün ayrıntılarına filmde yer vermeye çalışırken, hikayenin kurmaca tarafı sarkmaya başlar. Bir yerden sonra da filmi bitirmek zorlaşıyor.

Gelincik

Sinematografisinde çeşitli türlerde filmler bulunduran Orçun Benli, politik-gerilim türündeki Gelincik ile kamerasını faili meçhul cinayetlere çeviriyor. Başrollerde Kaan Yıldırım ve Ahmet Mümtaz Taylan yer alırken Hande Doğandemir, Nilperi Şahinkaya, Bülent Emrah Parlak onlara eşlik ediyor.

Süresi ve kurgusu ile yarışma filmleri arasında dikkat çeken Gelincik, bir polisin kendi içerisindeki hesaplaşmasını konu ederken av, avcı olma ilişkisini temel alıyor. Aldığı temel kurgusuyla bir yere kadar giderken başladığı noktayı unutturuyor. Denenen teknik, hikaye anlatımı açısından yenilikçi olmasıyla bir adım öne çıkarken film sonrası akılda kalan veremediği cevaplar oluyor.

Kumbara

Orta sınıf bir aile reisinin maddi zorluklar sonucu yaşadığı değişimi konu alan Kumbara, Ferit Karol’un ilk uzun metraj filmi. Başrollerinde Murat Kılıç, Gülçin Kültür Şahin, Mert Ateş yer alıyor.

Orhan kefil olduğu arkadaşının ortadan kaybolmasıyla büyük bir borçla baş başa kalır. Bir yandan evinin ihtiyaçları diğer yandan annesinin yoğun bakım masrafları belini büker. Ne yapağını, nasıl davranacağını bilemediği durumlardan geçer. Geçtiği her durum kocalığını, babalığını zedeler. Ailesinin geleceğini korumak için nereye kadar gideceği sorusu bütün film boyunca bizimledir.

Murat Kılıç ve Gülçin Kültür Şahin arasındaki uyum, ailenin inandırıcılığını, yaşanan sorunların gerçekçiliğini sağlamak noktasında büyük bir artı sağlıyor. Bir ilk film olarak sinemaseverlere eli yüzü düzgün bir 90 dakika sunuyor.

Kodokushi

Japonya’da yaşanan yalnız ölümleri konu alan kurmaca-belgesel türündeki Kodokushi’nin yönetmen koltuğunda Ensar Altay yer alıyor. Film adını Japonca’da yalnız ölmeyi ve bir süre bulunamamayı anlatan kodokushi kelimesinden alıyor.

Yalnız ölenlerin evlerini temizlemek için kurulmuş bir şirkette çalışan Norihito’nun ve tek başına yaşayan Muramatsu’nun hayatının anlatıldığı filmde, Japon kültüründe yer alan yalnız yaşama, bireysellik, kişisel alan noktalarındaki katılıklar göze çarpıyor. Yönetmen topluma tepeden değil onların içinden bir şekilde bakmaya çalışan bir stil ortaya koyuyor.

İzlerken ister istemez kendi kültürümüzle karşılaştırmalara giderken aradaki bakış açısı farklılığı ortaya çıkıyor.

Mavzer

Mavzer, ‘insan insanın kurdudur’ önermesini temel alarak bir habil-kabil hikayesini anlatıyor. Yönetmenliğini Fatih Özcan’ın yaptığı filmin başrollerinde Serhat Kılıç, Ozan Çelik ve Seda Güven yer alıyor.

Veysi sürüsünü kurt saldırılarından korumak için iyi bir mavzer almak ister. O sırada babası miras paylaşımı yaparken erkek kardeşi arasında anlaşmazlık çıkar. Çıkan bu anlaşmazlık etrafında gelişen olaylarda Özcan insanın istedikleri noktasında ne kadar ileri gideceğine dair bir hikaye sunuyor. Sunduğu hikayeyi oyuncu seçimleriyle de besliyor.

İlk film olma noktasında çıtayı yükseğe çıkarttığını belirtmek gerekiyor. Aynı zamanda filmde kullanılan kurtların yurt dışından özel olarak getirildiğini söyleyeyim.

Gölgeler İçinde

Yarışmanın kapanışı Erdem Tepegöz’ün ikinci uzun metraj filmi, distopya türündeki Gölgeler İçinde ile oldu. Film,  ilkel bir teknolojiyle yönetilen bir fabrikada çalışan bir işçinin yaşamına odaklanıyor. 

Çekimleri Gürcistan’da gerçekleşen filmde bir işçinin sistemi sorgulamasıyla yaşadığı değişim anlatılıyor. İşçinin kendini, sistemi sorgulamasıyla ne olacağını, olabileceğine değinen Tepegöz, farkındalığı temel bir noktaya koyuyor.

Filmin kapanışını ise iki açıdan o bir noktada bırakıyor. Bıraktığı noktayı yorumlamak gerekirse insanın fark etmesi bir başlangıçtır. O başlangıçtan sonrası ise yeni bir soru işaretidir.

  Kadrosunda Numan Acar, Vedat Erincin, Ahmet Melih Yılmaz yer alıyor.

Son olarak genel bir değerlendirmede bulunmak gerekirse, genel olarak sona doğru gitmede bir kısırlık yaşandığını söylemek doğru olur. İyi başlayan filmler hikayeyi sonlandırmaya doğru kendisini tamamlayamıyor ya tekrara ya da alakasız bir noktaya savruluyor. Bir yerden sonrada hikayenin odak noktası kayboluyor. Bunlara bağlı olarak da filmin süresi uzadıkça artık filmin bir büyüsü, aurası kalmıyor.

Uzun zaman sonra bir festival maratonu içerisinde olmak #HerŞeyeRağmen güzeldi. Salgın döneminde bir festivali gerçekleştirme kararı almalarından dolayı festival ekibini tebrik, görevli arkadaşları özenli ve tedbirli olmalarını takdir ediyorum.

Dilerim seneye her şeyin daha sağlıklı ve daha güzel olduğu bir atmosferde farklı, yeni, iyi filmler izleriz.

Rabia Bulut

Rabia Bulut

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Temmuz 2017