Alemlere Rahmet’te Bugün

8. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali’nin ikinci gününde “Andrei Tarkovski: Bir İbadet Olarak Sinema” gösteriminin ardından Murat Pay ve Enver Gülşen bir söyleşi gerçekleştirdi. “Yönetmen Kumaşı” söyleşisinde ise Tarık Tufan ve Mahmut Fazıl Coşkun genç sinemacılara deneyimleriyle yol göstermeye çalıştı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Sinema Genel Müdürlüğü, TRT, THY, AA, Albayrak Medya, Vakıf Katılım Bankası, Albaraka Türk Katılım Bankası ve Yunus Emre Enstitüsü’nün destekleriyle, Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Fidan Sanat Vakfı tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali25 Kasım Cuma günü Atlas 1948 Sineması’nda ve sosyal medya yayınlarıyla gerçekleşen programında sinema profesyonelleriyle seyirciyi bir araya getirdi.

“Tarkovski Sineması, Manevi Sıkıntıya Bir Umut Olabilme Çabasıdır”

Usta yönetmen Andrei Tarkovski’nin oğlunun derlediği film alıntıları, sesli materyaller, fotoğraflar, şiirler, günlükler, senaryolar, çalışma notları, müzik, polaroidler ve çizimlerden oluşan “Andrei Tarkovsky: Bir İbadet Olarak Sinema” belgeselinin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide yönetmen Murat Pay ve yazar Enver Gülşen, Tarkovski’nin sinema anlayışını değerlendirdi.

Enver Gülşen, belgeselin oldukça iyi bir derleme olduğuna vurgu yaparken, “Tarkovski konuşsaydı neler söylerdi?” sorusunun yansıtıldığını ifade etti. Gülşen, Shakespeare’in başarılı tiyatro oyunu “Hamlet”teki çivisi çıkmış dünyanın, çivisini yerine koyma düşüncesini, Tarkovski sinemasına uyarlamanın mümkün olduğunu dile getirdi. Tarkovski’nin filmlerinin her birinin dünyadan bir parça sunduğunu anlatan Gülşen, “Aslında onun anlattıklarıyla hayat yolculuğunu takip edebiliyoruz. O, insanlığın derdinin tespitini yapmaya çalıştı.” diye konuştu. Enver Gülşen, usta yönetmenin modernliğin çürümüşlüğü arasında maneviyatını yüksek tutmak isteyen karakterlerin ne yapacağını düşündüğünü söylerken, “Tarkovski sineması, manevi sıkıntıya bir umut olabilme çabasıdır.” dedi.

 

Söyleşinin bir diğer konuğu Murat Pay, ise 1990’ların sonunda tanıştığı Tarkovski’nin “Aynalar” filmini ilk başta anlayamasa da sevdiğini ve bunu anlayana kadar çalıştığını belirtirken, “Günün sonunda anladığım, bunu anlayamıyor olmam filmin güzel tarafıymış.” diye konuştu. Pay, Tarkovski’nin bir dönem kendilerine perde oluşturduğunu ifade ederek, onun yol gösterici bir sinemacı mı bu filmleri yapma diyen bir sinemacı mı olduğunu düşündüklerinden bahsetti.

 

“Yönetmenlikte Önemli Olan, Merak Etme Duygusu”

 

Festivalin ikinci günü, genç yönetmenlerin kendilerini keşfetmesi için özel bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. “Yönetmen Kumaşı” başlığıyla gerçekleşen söyleşide yazar Tarık Tufan ile yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun tecrübelerini seyirciyle paylaştı.

 

Yönetmenliğe devam etmek için gerekli olan yönetmen kumaşının konuşulduğu söyleşide ilk sözü alan Tarık Tufan, filmlerini değerlendirmek üzere soru soranların, kimi zaman bunu onay almak ve yüceltilmek isteğiyle yaptığını ifade etti. Tufan, yönetmenin bir anlamda tasarım ortaya koyduğunu ve geri dönüşler sağladığını, bu nedenle bütün algılarının açık olmasının gerektiğini vurguladı.

 

Sinema sektörüne ilişkin notlar paylaşan Mahmut Fazıl Coşkun festivallerin, tek kriter olmasalar da, sinemacıları teşvik noktasında öneminden bahsetti. Coşkun, yönetmeni hiçbir şey yapmayan ama sonunda bu benim filmim diyen kişi olarak tanımlamanın mümkün olduğunu söylerken, oyuncudan kurgu ekibine birçok ismin bir araya gelerek bir yapım oluşturduklarının altını çizdi. Yönetmenliğin, küçük şeyleri merak etme duygusundan doğduğunu belirten Coşkun, “17. yüzyılı baştan sona bilmiyorum ama oradan bir detayı alabiliyorum. İnsan hiçbir şeye kendisini kapatmamalı, kendi ilgisini keşfetmeli.” diye konuştu. Mahmut Coşkun, farklı sanat dallarına ilginin, üretimi ya da başarıyı arttırabileceğini söylerken, başarılı yönetmenlerin ortak yanının özgünlük olduğunu vurguladı ve “yönetmen kumaşı” yerine “sanatçı kumaşı” demenin daha doğru olacağını belirtti.

 

Festivalin ikinci gününde ayrıca Atlas 1948 Sineması’nda özel seçkide yer alan Yaser Talebi’nin “I Won’t Remain Alone”, Lucas Trochet’in “And Then, the Silence”, Feyzi Baran’ın “Huzur Çiftliği” ve Hüseyin Enes Balcı’nın “Yas Provaları” filmleri seyirciyle buluştu.

Festivalde 26 Kasım Programı

Üçüncü gün programında Atlas 1948 Sineması’nda saat 12.00-14.00 arasında Sung Cheol Kım’in “Robo99”, Francesco Di Gioia’nın “Fathers’ Land”, Rand Abou Fakher’in “So We Live”, Andrej Krasavın’ın “Artist”, Ali Daraee’nin “Graveyard” ve Gonchukov Arseniy Michailovich’in “The Woman By the Window” ve saat 14.30-16.30 arasında Malaz Usta’nın “A Year In Exile”, Farnoosh Abedi’nin “The Sprayer”, Orhan Dede’nin “The Search”, Faye Xia’nın “It” ve Ali Sohail Jaura’nın “Murder Tongue” isimli uluslararası finalist filmler seyirciyle buluşacak. Saat 17.30-19.00 arasında Akademi Beyoğlu’nda Son Taslak Platformu kapsamında düzenlenecek “Uluslararası Ortak Yapımların İnsani Yönü” başlıklı söyleşide platform direktörü ve yönetmen Belkıs Bayrak, TRT Sinema Müdürlüğü’nden Esra Demirkıran, yapımcı Halil Kardaş ve konuşma koçu, sunum eğitmeni Bonnie Williams filmlerin yapım aşamasında yapımcı ve yönetmenlerin insani düzlemde nelere dikkat etmesi gerektiğini konuşacak. Saat 19.30-21.00 arasında ise “Festivallerle Tanışalım” söyleşisinde yapımcı Ramazan Kılıç, Sırbistan’dan festival programcısı, eleştirmen, belgesel ve deneysel film yapımcısı Igor Toholj ve Tunus’tan festival programcısı Azza Jedidi deneyimlerini aktaracak.

8. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Festivali ile ilgili detaylı bilgi için www.alemlererahmetfilm.com adresi ziyaret edilebilir.

Ağustos 2010’da yayın hayatına başlayan aylık sinema dergisi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir