FilmArası Dergisi

4 Adımda Neden Korku Türü Artık Rahat Bırakılmalı?

Korku filmlerini kim sevmez ki? Hepimiz öyle ya da böyle korku filmleri ile haşır neşir olmuşuzdur. Korku filmi sevmiyorum diyen biri bile en azından çocukluğunda hafızasına kazınmış birkaç korku filmi sayabilir. Özellikle 80’ler video döneminde büyük bir rağbet gören korku türü günümüzde maalesef yeniden çevrimler ile çıkmaz bir sokağa girmiş durumda. Tamam, kabul edelim güzel yapımlar da çıkmıyor diyemeyiz, ancak bu kısır döngü sevdiğimiz pek çok kült filme de isim bazında balta vuruyor. Paragöz yapımcılar kült filmlerin isimlerini kullanarak adeta fırından ekmek çıkarır gibi filmleri vizyona sokuyorlar. Ancak özellikle bizim gibi 80’ler dönemi korku filmleriyle büyümüş kişiler bu türün biraz rahat bırakılması gerektiğini ve biraz zamana yayılması gerektiğini, yeni yapımlar ile kendini tekrar etmeyen orijinal filmler ile yola devam edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özetlersek, “Neden korku türü en azından bir süre rahat bırakılmalı?” sorusunu 4 ana başlıkta toplayabiliriz.  

 

1.Zombiler:

Anlıyoruz, zombiler günümüzde oldukça popüler. Vizyon filmlerinden TV şovlarına hatta komedi filmlerinde bile rastlıyoruz kendilerine. Ancak George Romero gibi bir üstattan izlediğimiz efsane filmlerden sonra -bir süre eğlenmiş olsak da- popüler zombi yapımları oldukça sıkmaya başlamadı mı? Zombiler eğlencelidir, insanları kovalar, onlarla beslenir tamam, ancak bunlar zaten usta ellerce yapılmadı mı? Yeni bir şey? Yok. O halde kendini tekrar eden zombi yapımlarına bir süre ara versek mi acaba?

 

2.İyi Kalpli Yaratıklar:

Canavarların bizi ürküttüğü, aklımızı başımızdan aldığı o günleri hatırlıyorsunuz değil mi? Vampirler havalıdırlar ancak onlarla beysbol oynamak istemezsiniz sanırım? Ya da yakışıklı bir Frankenstein ile maceradan maceraya koşmak? İçi boşaltılan bu figürlerin de artık rahat bırakılması gerekmiyor mu?

 

 

3) 80’ler Kopyası Filmler

Her ne kadar günümüzde 80’leri anımsatan It Follows veya Final Girls gibi kaliteli yapımlar olsa da genele baktığımızda bu konuda oldukça acımasız olabilirim sanırım. 80’lerin kült korkularını aynı isimle yeniden çekmek, ya da ite kaka devam filmleri ortaya çıkarmak gerçekten kötü bir fikir. Kısacası olmuyor. Örnek verelim mi? Hepinizi çocukluğumuzda yorgan altlarına saklanmaya mecbur eder, ışığı kapatmadan uyumaya mecbur bırakan Freddy Krueger’ı hatırlıyorsunuzdur? Hah o çocukluk kâbusumuz 2010 yılında yeniden bizimle buluştu. Peki sonuç? Yeni bir cast ile 80’lerden nemalanma çabası. Elbette hayal kırıklığı idi. Ya da Halloween, Friday the 13th, The Texas Chainsaw Massacre gibi yeniden çevrim denemeleri? 80’ler formülü de tutmadığına göre o dönemin filmleri de bir zahmet rahat bırakılmalı. “Eski ikonları yeni nesle tanıtıyoruz” zokasını yutmuyoruz. Şayet yeni nesil eski filmleri merak ediyorsa orijinallerini izleyebilirler. Eminim daha çok zevk alacaklardır.

 

 

 

 

341604-the-blair-witch-project

4.“Buluntu” Filmler

Hatırlarsanız 1999 senesinde The Blair Witch ile başlayan buluntu (found-footage) filmler furyası oldukça ilgi çekmişti. Elde bir kamera ile gerçekmiş hissi uyandıran bu filmler üstüne bir de “gerçek bir hikâyeden esinlenilmiştir” sosuyla herkesin aklını başından almaya yetmişti. Ancak geçen zamanla birlikte seyirci bu tür filmlerden de sıkılmaya başladı. Hele ki Paranormal Activity’nin 5 devam filmi göz önüne alınırsa! Bu formülü Türk yapımlarda da oldukça gördüğümüz için artık inandırıcılıktan çok bezmişlik hissi uyandırmaya başlattığı kesin. “Buluntu” dediğimiz türün günümüzde de güzel örnekleri var o ayrı, ancak bir süre bu formüle de ara verilmeli diye düşünüyorum.

 

 

Yazar: Egemen Tokatlıoğlu

Twitter: egementk 

Film Arası Dergisi

Temmuz 2010’da yayın hayatına ‘merhaba’ diyen Film Arası Sinema Dergisi, beşinci yılına doğru, yoluna daha emin adımlarla devam ediyor. Kapak dosyaları ve röportajlarıyla her ay sinema gündemine damgasını vuran Film Arası, artan okuyucu kitlesi ile sinema heyecanının paylaşıldığı büyük bir aileye dönüştü.

Yorum Yap

Temmuz 2017