FilmArası Dergisi

Sessiz Sinema ‘Bilinmeyen’le Başlıyor

Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, sinemanın ilk dönemine adanmış Türkiye’deki ilk ve tek film festivali olarak altıncı yılında 4–8 Aralık tarihlerinde gerçekleşiyor. Akbank Sanat Merkezi, Institut Français, Kadıköy Sineması ve Bina mekanlarında seyirciyle buluşacak festivalin ana teması bu yıl ‘Bilinmeyen’ olarak belirlendi. 

NTV Radyo ve ntv.com.tr’nin basın sponsoru olduğu festival ‘Bilinmeyen’ temasıyla, hem sinemanın ilk dönemine dair bilinmeyenleri hem de o dönemin insanlık tarihi için bilinmeyen konularını mercek altına alıyor. Her yıl olduğu gibi tüm filmler en son restore edilmiş haliyle gösterilirken aynı anda canlı müzik eşlik ediyor. Yerli ve yabancı müzisyenlerin olduğu programda bu yıl, 2018’deki Berlin Film Festivali’nde kırkıncı sanat yılını kutlayan Günter Buchwald öne çıkıyor. Festivalin konukları arasında ise yurt dışındaki film arşiv ve enstitülerin üst düzey yetkilileri bulunuyor. 

Festivalin bu yılki teması olan “bilinmeyen” iki farklı eksende ilerliyor. Festival, insanoğlunun aya ayak basışının ellinci yıl dönümünde, bilinmeyene duyduğu merakın ilk örneklerine odaklanıyor. Sinema, ilk ortaya çıkışından itibaren özellikle de bilinmeyen dünyaları hayal etmek ve resmetmek için çok etkili bir araçtı. İlerleyen dönemlerde bilim kurgu adıyla kurumsallaşacak olan türün ilk denemeleri ve örnekleri festival programında yer alıyor. İkinci bir eksende festival, daha deneysel bir bakışla soyut örneklerden hareketle algının bilinmeyenlerine odaklanıyor.

Sinema Sanatının İlk Örneği; Aya Yolculuk

Festival bu yıl, sinema tarihinde yaptığı keşifler, gerçekleştirdiği film restorasyonları ve keyifli gösterileriyle dünya çapında tanınan Lobster Film’in kurucusu ve direktörü Serge Bromberg’i Institut français de Turquie’nin desteğiyle ağırlıyor. Sinemanın kurmaca yanını keşfeden ve bu anlamda ilk örneği olarak anılan Georges Méliès’in Aya Yolculuk (Le Voyage Dans La Lune, 1902) filmi renkli versiyonu ve Bromberg’in sunumuyla gösteriliyor. Bu sunum, Bromberg’in kayıp klasikleri ve sinemanın bilinmezlerini dehlizlerden, tavan aralarından, bit pazarlarından çıkarıp bulduğu ve “Yangından Kurtarılan: Yepyeni ve Şaşırtıcı Keşiflere Yolculuk” isimli gösterisinin sadece bir parçası.  

Ayrıca, bu seneki komedi bölümümüzde Bromberg, Laurel & Hardy ve Harold Lloyd gibi ülkemizde de çok sevilen komedi filmlerinden bir seçki sunuyor. Sherlock Holmes’in yazarı Arthur Conan Doyle’in 1912’de yayınlanan aynı isimli bilim-kurgu romanından uyarlanan Kayıp Dünya (Lost World, 1925) da programda yer alıyor.

Alman Dışavurumcu Sinemasından Bir Örnek

Festival açılışını bu yıl, Goethe-Institut Istanbul desteğiyle Alman dışavurumculuğunun önemli isimlerinden Ewald Andre Dupont’un Kadim Kanun (Das Alte Gesetz, 1923) filmiyle yapıyor. Festivalin önceki yıllarından Varyete filmiyle tanınan Dupont’un bu filmi, tiyatrocu olmak için taşradaki tutucu ailesini terk eden genç bir adamın çarpıcı hikayesini anlatıyor. 2017 yılında farklı kaynaklardan derlenen materyalle dijital restorasyonu ve Berlinale 2018’de dünya prömiyeri yapılan bu versiyon Türkiye’de ilk kez gösteriliyor.      

Polonya sinemasının öncülerinden Aleksander Hertz’in yönetmenliğini yaptığı Geleceği Olmayanlar (Ludzie Bez Jutra, 1919) Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu desteğiyle programda yer alıyor. Film, Rus bir asker ile Varşovalı genç bir aktrisin yasak aşkını perdeye taşıyor. Her iki ülkede de ses getiren, gerçek bir yasak aşk öyküsüne dayanan film, gerçek hayattaki kişilerin itirazları üzerine birçok kez değiştirilmek zorunda kalmış. Ayrıca Polonya tarihinden kısa görüntüler de programa çeşit katıyor. 

Festival bu yıl ilk kez Macar Sineması’nın en önemli yapımlarını Macar Kültür Merkezi’nin desteğiyle seyirciye sunuyor. Sinemanın klasikleri arasında yer alan Kazablanka’nın yönetmeni Michael Kurtiz’in (gerçek adı Mihály Kertész) Hollywood’a gelmeden önce memleketi Macaristan’da çektiği 48 filmden maalesef çok azı günümüze ulaştı. Bunlardan biri, yakın zamanda keşfedilen İstenmeyen Kadın (A Tolonc, 1914) programda öne çıkıyor. 

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Görüntüler ve Tamilla

Festivalin ilk yılından itibaren özenle hazırlanan ve dünyanın farklı arşivlerinden derlenen Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasından görüntüler bölümü bu yıl da uzun ve kısa metraj filmlerden oluşuyor. 

Bu bölümde yer alan uzun metraj Macar filmi Denizcinin Hazinesi (Az Aranyember, 1918) Tuna Nehri’ndeki bir gemide çalışan yetenekli ve cesur denizci Timar’ın öyküsünü anlatıyor.  

Bu seneki programda ayrıca Library of Congress arşivinde bulunan eski İstanbul görüntülerinin yanı sıra yaklaşık yüz yıl önce Robert Kolej / Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde çekilmiş görüntüler de dünyada ilk kez seyirciyle buluşuyor. Macaristan’daki arşivde bulunan kısa haber filmlerinde ise Gül Baba Türbesi’nin yanısıra, 1924’den itibaren Budapeşte Başkonsolosluğu görevini üstlenmiş Hüsrev Gerede’yi de içeren görüntüler dikkat çekiyor.  

Ayrıca festivalde, Türkiye’nin tiyatro ve sinema alanındaki öncüsü Muhsin Ertuğrul’un kayıp olduğu sanılan 1927 yapımı filmi “Tamilla” ilk kez İstanbullu seyirciyle buluşuyor. Film o dönemde Fransız sömürgesi olan Cezayir’de ailesi tarafından başlık parası karşılığı küçük yaşta evlendirilen bir Berberi kadının hikâyesini konu alıyor.  

Avangard ve Deneysel Sinemanın ‘Bilinmeyenleri’ Festivalde

Fransız Sineması’nın ilk döneminden bilinmeyen filmler Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi’nin desteğiyle festivalde. Rene Clair’in Hayali Yolculuk (Le Voyage Imaginaire, 1926) filmi, dadaist yönetmenin mizahlı diliyle süprizlerle dolu bir aşk hikayesini anlatıyor.

Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen çok yönlü Alman kadın sanatçı Ella Bergmann-Michel’in kısa filmlerinden bir seçki bu bölümde öne çıkıyor. Bergmann-Michel, Weimar’ın en çalkantılı döneminde 1931 ile 1933 yılları arasında, eline bir kamera alıp sokağa iniyor. Bu dönemde çektiği deneysel belgeseller, sadece o dönemin gündelik yaşantısının bir kaydını tutmakla kalmıyor, aynı zamanda sinemanın politik bir eylem olarak gücüne vurgu yapıyor. 

Bu bölümdeki diğer seçki ise, Dada akımının kurucularından Hans Richter’in kısa filmlerinden oluşuyor. Richter, sinemayı diğer tüm sanatlardan ayıran öğenin kurgu olduğuna inanıyordu. Kurgu sayesinde paramparça edilen anlam dünyası, sinema sanatını Dadaist estetik anlayışına yaklaştırıyordu. Bu prensiplere dayanan Richter’in filmleri, dadaist sanatın sinema alanındaki en çarpıcı ifadesi… 

Bolex Kameraları’nın Mucidi Jacques Bolsey’in Torunu, Alyssa Bolsey, Festivalin Konuğu! 

1920’lerde Jacques Bolsey adında bir göçmenin buluşu olan, ikonik Bolex kamerasının erken dönem sinema endüstrisindeki etkisine odaklanan belgesel, “Bolex’e Takılanlar (Beyond The Bolex, 2018)”, Bolsey’in torunu yönetmen Alyssa Bolsey, İsviçre Başkonsolosluğu’nun desteğiyle festivalde! Bolex’e Takılanlar Jacques Bolsey’nin maceralı hikayesini ve müthiş buluşundan doksan yıl sonra bile onlarca nesil sinemacı üzerindeki derin etkisini keşfe çıkıyor.

Filmlere Adanmış Müzikler

Festivalde, her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı birçok müzisyen filmlere canlı olarak eşlik ediyor. Festivalin onur konuğu, 2018 yılında Berlinale’de 40. sanat yılını kutlayan çok yönlü müzisyen Günter Buchwald! Festivalin açılış gösterimi için ABD’den gelen ikili Donald Sosin ve Alicia Svigals festival seyircilerine görsel ve işitsel bir şölen sunuyor. ‘Aegean dream and bass’ olarak adlandırdıkları tarzda geleneksel Yunan çalgılarıyla elektronik tınıları bir araya getiren Alcalica festival için özel bir performans gerçekleştiriyor. Ülkemizin önemli piyano virtüözlerinden Ayşe Tütüncü bu sene Miray Eslek ile sahne alıyor. Orhan Deniz ve Onur Başkurt; Eda Er ve Simon Sieger ikilisi de deneysel filmlere kendilerine has müzikleriyle eşlik ediyor. Sessiz sinema camiasının yeni keşfi Hollandalı genç müzisyen Daan van den Hurk, Hollanda Büyükelçiliği desteğiyle, sessiz sinemaya müzik yapmanın incelikleri üzerine bir masterclass düzenliyor. Film restoratörü Serge Bromberg de kendine has üslubu ve piyanosuyla filmlere eşlik ediyor. 

Sessiz Sinema ile Meditasyon

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Canan Balan öncülüğünde ‘Sessiz Sinema ve Meditasyon’ etkinliği düzenleniyor. Seyirciye sesli filmlerden bambaşka bir deneyim imkânı sunan “sessiz” film meditasyonu bizleri bilinçli bir dalgınlığa ve filmlere eşlik eden müzikle imgelerin akışına kapılmaya davet ediyor.

Alanında Uzman İsimler Festivalde

Festival her yıl olduğu gibi bu yıl da uluslararası çapta öneme sahip birçok ismi konuk ediyor. Festivalin aynı zamanda kurumsal ortağı EYE Filmmuseum’un Sessiz Sinema Küratörü Elif Rongen-Kaynakçı, Fransa’nın köklü kurumu Cinémathèque Française’den Emilie Cauquy ve Samantha Leroy, Polonya sinemateği FINA’nın direktörü Dariusz Wieromiejczyk ve müdürü Anna Sienkiewicz-Rogowska ve küratörü Iga Harasimowicz, Almanya’dan bağımsız küratör Madeleine Bernstorff, Pordenone Sessiz Sinema Günleri direktörü Jay Weissberg, Macar Ulusal Film Arşivi Direktörü György Raduly, Danimarka Film Enstitüsü küratörü Thomas Christensen, sessiz film restoratörü Annike Kross bu isimler arasında. Konuklar filmlerden önce gerçekleştirecekleri sunumlarla, filmlerin restorasyon süreçlerine ve tarihi önemlerine dair bilgi veriyor. (NTV)


Avatar

Film Arası Dergisi

Temmuz 2010’da yayın hayatına ‘merhaba’ diyen Film Arası Sinema Dergisi, beşinci yılına doğru, yoluna daha emin adımlarla devam ediyor. Kapak dosyaları ve röportajlarıyla her ay sinema gündemine damgasını vuran Film Arası, artan okuyucu kitlesi ile sinema heyecanının paylaşıldığı büyük bir aileye dönüştü.

Yorum Yap

Temmuz 2017