FilmArası Dergisi

Kapitalizm Bin Başlı Canavar

La Zona adlı ilk filmiyle dünyada olduğu kadar Türkiye’de de büyük ilgi gören Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá, Kapitalizme yönelik eleştirileri ve sınıf kavramına getirdiği yorumlarla adından uzun süre söz ettirmişti. 2012 yapımı ‘Gecikme’ ile Venedik Film Festivali’nde övgüyle karşılanan başarılı yönetmen, yeni filmi ‘Bin Başlı Canavar’la kamerasını bir kez daha ezeli düşmanı Kapitalizme yöneltti. Sağlık sektöründeki sigorta sistemi, kartelleşen şirket ilişkilerine ve bu alanda yaygınlaşan gayrı insani uygulamalara itiraz eden Rodrigo Plá’nın Bin Başlı Canacar’ı adeta modern bir başkaldırı özelliği taşıyor. 35. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde gösterilen filmin senaryosunda Laura Santullo, görüntü yönetmenliğinde ise Odei Zabaleta’nın imzası var. Filmin başrollerini Jana Raluy, Emilio Echevarría, Sebastián Aguirre ve Hugo Albores paylaşıyor.

Kocası ağır bir hastalıkla mücadele eden Sonia, yavaş ilerleyen tedavi sürecinin hızlandırılmasını ve gerekli ilaçların karşılanmasını ister. Kanser tedavisinin masraflarını karşılamayı reddeden sigorta şirketi, Sonia’nın tüm girişim ve ısrarlarını hiçe sayarak bu konuda üç maymunu oynar. Bir yandan sigorta şirketinin çıkar ilişkilerine dayalı sistemi öte yandan bürokrasinin hantal işleyişi genç kadını çileden çıkarır. Kocası hasta yatağında acılar içinde kıvranan Sonia, oğlunu da yanına alarak meseleyi farklı yollarla çözmeye karar verir.

BinBaslicanavar4SEKTÖRÜN ‘TEDAVİYE’ İHTİYACI VAR

Muhtelif filmlere konu olan sağlık sektöründeki acımasız rekabet ve insanlık dışı çıkar ilişkileri, Meksikalı yönetmenin kamerasıyla bir kez daha deşifre ediliyor. Film bir yandan referansını Kapitalizmden alan bu acımasız çarka dikkat çekerken öte yandan bürokrasinin hantal işleyişinin yol açtığı tahribatların da altını çiziyor.  Yönetmen, sağlık sektöründeki insafsız yapının sorumlusu olarak siyasiler ve sektörden para kazanan iş ve finans çevrelerini işaret ediyor.  Film, çaresizlik içinde çırpınan naif bir kadının olan bitene dayanamayarak adım adım isyanın eşiğine gelişini, insani duyarlıktan ödün vermeyerek anlatmayı başarıyor.

YALIN BİR ANLATIM

İlk sahnelerden itibaren yalın anlatımını koruyarak ilerleyen Bin Başlı Canavar sakin kurgusu, başarılı görsel yönetmenliği ve gerçekçi anlatımıyla dikkat çeken, modern bir siyasi/toplumsal taşlama örneği olarak öne çıkarıyor.

monster-1600x900-c-defaultROLÜNÜN HAKKINI VERİYOR

Başrol oyuncusu Jana Raluy, duygulu ve derinlikli oyunculuğuyla çaresiz eş Sonia’yı başarıyla canlandırıyor. Raluy, yaşadığı şoklara rağmen insani tavrını korumaya çalışan karakterin naif dünyasını seyirciye aktarmayı başarıyor.

Avatar

Suat Köçer

Suat Köçer, 1980’de Erzurum’da doğdu. Ortaokul yıllarında hikâyeler yazarak başladığı yazma serüvenine, 2002’den itibaren İstanbul’da devam etti. Çeşitli ulusal dergilerde sürdürdüğü kültür sanat konulu yazılarının ardından, tamamen sinemaya yöneldi. Türk Sineması eksenli eleştiri, araştırma-inceleme ve röportajları ulusal gazete ve dergilerde yayımlandı. Ağustos 2010'da Film Arası sinema dergisini kurdu. Film Arası'nda yazı ve röportajları yayımlandı, TRT Türk'te haftalık olarak yayınlanan Film Arası isimli TV programını hazırlayıp sundu, ardından beş yıl süreyle Yeni Şafak Gazetesi'nde, sinema yazarlığı yaptı. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında sinema alanında danışmanlık yapan ve 2017'de devraldığı Malatya Uluslararası Film Festivali'nin direktörülüğünü iki yıl yürüten Suat Köçer, TVNET televizyonunda Sormasam Olmaz isimli sinema programını hazırlayıp sunuyor. Köçer, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında sinema alanında danışmanlık yapıyor. Yazarın ikisi hikâye, biri sinema olmak üzere yayımlanmış 3 kitabı bulunuyor.

Yorum Yap

Temmuz 2017