FilmArası Dergisi

Görüntü Var His Yok

Steven Spielberg‘ün Jurassic Park efsanesini modern bir yorumla yeniden beyazperdeye taşıyan Jurassic World, teknolojik nimetlerin hakkını tümüyle veren bir yapım. Ne var ki hikâyesi güdük kalan filmde duygu ve derinlikten eser yok.

Sinema tarihinin esaslı serilerinden Jurasirc Park, modernize edilmiş yeni halkasıyla bir kez daha beyazperdede boy gösteriyor. Efsane yönetmen Steven Spielberg’ün hafızalara kazınan ünlü serisinin bu son halkası, seyirciye bilim teknik türünün görkemli örneklerinden birini sunuyor. Yapımcılığını Spielberg ‘ün üstlendiği Jurassic World’un yönetmen koltuğunda bu kez Colin Trevorrow otururken, filmin başrollerini ise Chris Pratt, Bryce Dallas Howard, Ty Simpkins, Nick Robinson, Irrfan Khan, Vincent D’Onofrio, Jake Johnson, Omar Sy ve BD Wong, Judy Greer paylaşıyor.
Filmin hikayesi yine bir genetik travma üzerinden gelişiyor. Zach ve Gray, anneleri tarafından Jurassic World’de birkaç gün geçirmeleri için gönderilir. Aynı zamanda teyzeleri olan Claire, yoğun mesaisi yüzünden onlarla ilgilenemez ve bu büyülü dünyayı keşfe çıkan çocuklar, tehlikeli bir olaylar ağının içinde doğru yol alırlar. Zira parktaki bilimadamlarınca genetiği geliştirilen bir dinozor tüm plan ve programları değiştirecek şekilde kontrolden çıkacaktır.

GÖRSEL BİR ŞÖLEN

Jurassic World, serinin önceki halkaları gibi, teknolojinin tüm imkanlarından faydalanılarak kotarılmış görkemli bir yapım. Şöhretinin hakkını fazlasıyla veren serinin bu son filmi, bilim kurgu alanında gelinen noktayı göstermesi bakımından oldukça dikkat çekici. Yönetmen Colin Trevorrow, bilgisayar teknolojisini ustaca kullandığı Jurassic World’da, dinozorların tasvirinden aksiyon sahnelerine kadar kusursuz bir performans sergileyerek, filmi görsel bir şölene dönüştürüyor.

BİLİME ETİK BAKIŞ

Film, bilim dünyasının geldiği noktayı vurgularken, buluş ve deneylerin etik boyutunu da bazı yönleriyle tartışmaya açıyor. Yüzyıllar öncesine ait dinozorların laboratuvar ortamında yeniden dünyaya döndürülüşü, kapitalist dünya sisteminin buradan elde edeceği kazançla birlikte ele alınarak (yüzeysel biçimde de olsa) meselenin ahlaki boyutuna dikkat çekiliyor. Dinozorların eğlence malzemesi olarak kullanılışı ne ölçüde eleştiriliyor, tartışılır ancak insan yığınlarının anlık keyif ve eğlenceler uğruna akın ettiği Jurassic World’daki ibretlik atmosfer filmde başarıyla yansıtılmış.

DUYGUDAN ESER YOK

Meselenin bir de hikâye ve senaryo tarafı var.. Hollywood bilim kurgu ve aksiyon filmleri geleneğini burada da bozmuyor ve tüm görsel başarısına rağmen son derece yapay, kısır ve özensiz bir hikâye ile baş başa kalıyoruz. Teknolojinin imkânlarını en güzel biçimde değerlendiren film olan biteni anlatma ve bunun insana, dünyaya ve kâinata yansımasını yorumlama noktasında kelimenin tam anlamıyla çuvallıyor. İkinci sınıf mizah, gereksiz birçok diyalog, seyircinin zekâ sınırlarını hafife alan kimi bağlantılar ve insan ilişkilerine dair yüzeysel yorumlar, bu görkemli bilim kurguyu teknik sınırların için hapsediyor. Bilim ve tekniğin geldiği noktaya dair esaslı bir iş çıkaran yönetmen, ne yazık ki işin felsefik, psikolojik ve sosyolojik boyutlarına dair kayda değer cümleler kuramıyor.

Avatar

Suat Köçer

Suat Köçer, 1980’de Erzurum’da doğdu. Türk Sineması eksenli eleştiri, araştırma-inceleme ve röportajları ulusal gazete ve dergilerde yayımlandı. Ağustos 2010'da Film Arası Sinema Dergisi'ni kurdu. Arkadaşlarıyla birlikte yayımladığı Film Arası Sinema Dergisi’nde Yayın Yönetmenliğini sürdüren Köçer ayrıca, Yeni Şafak Gazetesi'nde, Cuma günleri, sinema sayfası hazırlıyor. Köçer'in ikisi hikaye, ikisi de sinema olmak üzere yayımlanmış 4 kitabı bulunuyor.

Yorum Yap

Temmuz 2017