FilmArası Dergisi

Bu Robin, O Robin Değil

Hikâye geleneği içerisinde neredeyse her çağda aşina olunan kahramanlar, kendi dönemlerinin toplumsal koşullarına dair ciddi fikirler vermektedir. Kahraman odaklı bu öykülerin evrensel ölçekte en çok bilinen örneklerinden olan Robin Hood, zenginden alıp fakire dağıtma misyonunu çocuk edebiyatı içerisinde sürdürmüştür. Bununla birlikte, sinemaya uyarlanan çizgi romanların artık yetişkin izleyici kitlesini de kapsama alanına alması, çocuk edebiyatının klasiklerini de bu biçim değişikliğinin etki alanına dahil etmiştir. Otto Bathurst yönetimindeki “Robin Hood” adlı film, aynı adlı hikâyeyi yetişkin aurasına dahil ediyor. Robin, Haçlı Seferleri’ni öne sürerek halka ağır vergiler yükleyen Nottingham Şerifi ve kiliseye savaş açar ve halkın haksız yere alınan parasını halka geri dağır. Dağıtır ama bildiğimiz şekilde mi? Tartışılır.

Şerif tarafından uzunca bir süre Haçlı Seferleri için Arabistan topraklarına gönderilen ve bu zaman zarfında tüm varlığının üzerine çökülen Robin, Nottingham’a geri döndüğünde bambaşka ilişkilere tanıklık eder. Mutlak egemenliklerini sürdürmek için bitmeyen savaşlara ihtiyaç duyan güçlerin, bambaşka kavramlar arkasına gizlenerek çevirdikleri oyunlara karşı, Arabistan’da tanıştığı Yahya ile birlikte harekete geçiyor. Öncelikli olarak Şerif adına geçiş ücreti alınan köprüye ve isyan eden vatandaşların sürgün edildiği maden yataklarına saldırılıyor. Lakin büyük bir gizliliği umarken Robin ile Yahya’nın fazlasıyla rahat ve tanınma endişesinden uzak davranışları izleyici nezdinde Şerif’in ve adamlarının fazlaca saf oldukları intibaını uyandırıyor. Ayrıca, mücadelesine halk için mi yoksa kendi malı-mülkü elden gittiği için mi başlıyor, koca bir muamma.

Davranışsal olarak ise alışılageldik Robin Hood karakterinin yerine daha sert bir kişilik mevcut. Sempatiklikten uzak bir Robin Hood filmi çevirmek, Nolan’ın Kara Şövalye’si kadar olmasa da karanlık köşeleri gözlemlemek isteyen izleyici nezdinde haklı bir beklenti doğuruyor. Çocuk edebiyatı içerisindeki neşeli ve naif bünyeyi tırpanlamak için bilinçli bir tercih olarak seçilmiş olsa da özellik değişimi yapılmadan da bir yetişkin filmi çevrilebilirdi. Dönemsel olarak Orta Çağ iklimini yakalamak pek mümkün olmuyor. Şehir merkezinin surlar arasında olması dışında filmin ön plandaki neredeyse tüm karakterleri zamandan ve mekandan ari bir kostüme bürünerek algıları ters yüz ediyorlar. Olayların başlangıç ve gelişim süreçleri ansızın nihayete erdikçe konu bütünlüğünü yakalamak imkansızlaşıyor. Geriye sadece aksiyon konusuna sarılmak kalıyor ki o konuda başarı sağlanmış görünüyor.

TV ekranlarında ve dijital platformlarda boy gösteren diziler sadece ülkemizde değil, tüm dünyada sinema dilini etkiliyor. Haliyle, süper prodüksiyonların görkemli kadrajlarının yerini hafızalardan kolay silinebilir türden kurgular alıyor. Tüketimi kolay olan televizyon yapımlarının üretimi de daha sıkıştırılmış süreçler içerisinde gerçekleşiyor. Robin Hood’un gerek sanat yönetimi gerekse de görüntü yönetimi aşamalarında bu yaklaşımın izlerini görmek fazlasıyla mümkün.

Hareket dolu iki saatlik bir zaman dilimi için ideal tercih Robin Hood. Zihinlere kazınmış bir öykünün mevcudiyetini arayan gözler için ise işler biraz değişir. Finalde müjdelenen devam filmi ve perdede beliren Sherwood Ormanı belki teselli olabilir.

Ahmet Deydin

1986 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 2008 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli film atölyeleri ve akademi çalışmalarına katıldı. Çeşitli kurumsal firmalarda sürdürdüğü profesyonel iş yaşantısı ile birlikte 2012 yılından bu yana Film Arası Dergisi’nde film kritikleri ve çeşitli sinemasal araştırmalar yazmaktadır. Aralık 2013 döneminden itibaren derginin Yayın Kurulu Üyesi’dir. İngilizce bilmektedir.

Yorum Yap

Temmuz 2017