FilmArası Dergisi

Belinda’nın Büyülü Evrenine Hoş Geldiniz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ataerkil bir düzende kadına biçilen tüm rolleri reddeden, kendi çizdiği yolda emin adımlarla ilerleyen güçlü bir kadının; bir anda tüm reddettiği değerle bezeli bir hikâyenin başrolü olarak kendini bulduğu, gerçeklik algısını yerle yeksan eden fantastik bir film Aaahh Belinda. Yönetmenliğini Türk Sinemasının ustalarından Atıf Yılmaz’ın yaptığı filmin başrollerinde ise 80’li yılların gözde oyuncuları Müjde Ar ve Macit Koper yer alırken; film döneminin üzerindeki sürreal yapısıyla türevlerinden ayrılıp ön plana çıkabilmeyi başarıyor.

Senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazdığı filmde; Serap (Müjde Ar) oynadığı oyunda başrole kadar yükselmiş, popüler işlerden uzak durmaya çalışan ancak karagöz oyunu diye tabir ettiği reklam sektörüne; maddi kaygılar yüzünden eteğini kaptırmış başarılı bir tiyatro oyuncusudur. Belinda isimli şampuan firmasının reklamında oynamak, onun hayatını gerçek anlamıyla başka bir boyuta taşıyacak ve geri dönmesi hiç de kolay olmayan bir maceranın başkahramanı, ev hanımı yapacaktı. Serap artık sette hayat verdiği Naciye’ydi. Tüm o kaçmaya çalıştığı; geleneksel motiflerin, aile hayatın tam ortasındaydı. Gündüzleri işinin başındayken; akşamları çocuklarına anne, kocasına da eş olmalıydı, iyi ama nasıl?

Özellikle fantastik filmleriyle Türk Sineması’na adını altın harflerle yazdıran Atıf Yılmaz’ın filmografisinin en önemli eserlerinden olan Aaahh Belinda; bir yandan toplumun kadın ve erkeğe biçtiği rolü alttan alta iğneliyor, bir yandan da Atıf Yılmaz’ın kendine has diliyle eğlendirmekten geri kalmıyor. Film henüz ilk dakikasından itibaren reklamlar ile tüketim toplumuna bir eleştiri getiriyor. Bunu da Belinda şampuanın insanlar üzerinde yaratacağı söylenen; “sahte mutluluk” üzerinden yapma yoluna gidiyor. Özellikle reklam filminin sloganı ve filmin anahtar cümlesi olan, “Ailemizin büyülü şampuanı, bütün mutluluğumuzu ona borçluyuz” söylemi ile yaratılmaya çalışılan yapay dünyanın kapıları ardına kadar açılıyor. Serap’ın reklam için yaratılan ailenin evrenine geçmesi ile de hikâye, Serap’ın izinden giderek boyut değiştiriyor ve kendimizi bir anda Serap-Naciye dilemmasının ortasında buluyoruz. Kendine ait özgür ve modern bir dünyada yalnız başına yaşayan Serap’ın aniden Naciye’nin evrenine geçmesi belki onun benliğini yok etmiyor ama yapabildiklerinin, hissettiklerinin önüne geçmesine neden oluyor. Artık önemli olan onun sadece kadın olarak görevlerini yerine getirip getirememesi olarak öne çıkıyor. Serap gibi özgür ruhlu bir kadının, Naciye gibi klasik bir Türk ev hanımına dönüşme evresi filmi ilginç kılan nokta olsa da aslında hikâyenin bizi götürmek istediği yer olan kadın ve toplumdaki yeri temasının ortasında buluyoruz kendimizi.

Serap başta kendisinin bu dünyaya ait olmadığını kanıtlamaya çalışsa da bu evrende onu Serap kimliğiyle tanıyan kimsenin olmadığını görünce biraz da mecburiyetten Naciye kimliğinin altına sığınmak durumunda kalıyor. Onun Naciye olmaya çalışması ise tahmin ettiğinden oldukça zordur. Her sabah işe gidip, akşam geldiğinde ailesine sofra hazırlamak, kocasını memnun etmeye çalışmak ve çocuklarla ilgilenmek Serap’ın hiç de alışık olmadığı, tanımadığı bu dünyada onu git gide canından bezdirecektir. Bir yandan da bu evrene yanında getirebildiği tek yeteneği olan oyunculuk ile eski rolünü geri kazanmaya çalışan Serap, ne kadar yetenekli olsa da ev hanımı olmanın zorluğunu burada da yaşar. Standart bir ev hanımının dönemin şartlarına göre baktığımız zaman her akşam 6’da provaya gitmesinin neredeyse imkânsızlığını gören Serap, artık dayanamaz ve kendisi için yapay olan bu dünyadan bir an önce kurtulmak için evden kaçma yolunu seçer. Ancak olaylar onun düşündüğü gibi gitmez ve artık Serap’tan tamamen kurtulup Naciye benliğini kabul etmesi gerektiğini anlar.

Bir kadının modern hayattan, geleneksel hayata geçişinin gerçek üstü hikâyesini anlatan Aaahh Belinda; toplumcu-gerçekçi havasıyla da hikâyeye ayrı bir boyut katıyor. Serap’ın Naciye’nin evrenine geçtikten sonraki yaşantısı, toplumumuzun bir bakıma aynası. Ailenin çocuklara yaklaşımı, komşular ile olan ilişkisi, akşam yemeğinde yenen yemeklere kadar türlü detaylara değinilmesi filmi dönemin şartları ve Türk aile yapısı ile ilgili gerçekliklere ortak ediyor. Özellikle filmin bu gerçekçi havayı eğlenceli bir dille aktarabilmeyi başarması; hem seyir zevkini kolaylaştırıyor hem de türlü çıkarımlar yapabilmeyi sağlıyor.

Filmi geçtiği döneme göre değerlendirecek olursak; toplumun büyük çoğunluğu gibi orta direk bir hayat süren Serap’ın reklam filmini kabul etme gerekçesi olarak zengin olmaktan ziyade, istediklerini daha kolay yerine getirip nispeten rahat bir hayat sürme olgusunu görüyoruz. Aslında Serap ile Naciye’nin yaşadıkları hayatlar arasındaki en büyük ortak nokta da burada ortaya çıkıyor. Onlar her ne kadar dünya görüşleri ve yaşantıları farklı olan iki kadın olsalar da toplumdaki ekonomik statülerine göre aynı sınıfı temsil ediyorlar! Bu da aslında bir nevi; 80li yılların Türkiye’sinde ki insanlar arasındaki gelir düzeyi farklılığının günümüzdeki kadar dev bir uçurum olmadığı gerçeğini bize aktarıyor.

Filmi ilginç kılan noktalardan bir tanesi de; Aaahh Belinda ile aynı yıl içerisinde yine Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlanan Asiye Nasıl Kurtulur adlı oyunun filmin içine yerleştirilmesi oluyor. Yönetmenin teatral bir havada çektiği Asiye Nasıl Kurtulur filminin bir nevi provasını Aaahh Belinda içinde yaptığını da söyleyebiliriz. Keza Atıf Yılmaz’ın fantastik işleri ne denli sevdiğini göz önüne aldığımızda böyle bir işi yapması sürpriz sayılamayacak bir durum halini alıyor.

Peki, Aaahh Belinda’yı yıllar geçmesine rağmen bu denli unutulmaz kılan unsurlar neler? Tabii ki bunun en başında Atıf Yılmaz’ın sihirli bakış açısı geliyor. Türk Sineması’nın açık ara en fantastik yönetmeni olan Yılmaz’ın senarist Barış Pirhasan ve 80 dönemine adeta beraber damga vurdukları Müjde Ar ile olan uyumu filmi en az hikâyesi kadar başarılı yapan unsur olarak öne çıkıyor. Müjde Ar’ın tüm hikâyeyi sırtlaması onun üzerinde bir baskı oluştursa da, o rolünün hakkını fazlasıyla verip; iki kişilik arasında giden bir kadını üst düzey diye tanımlayabileceğimiz bir performansla aktarabilmeyi başarıyor. Tam bu noktada filmde Müjde Ar’ın en büyük destekçisi olan Macit Koper’e de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Koper; Serap’ın evreninde henüz acemi bir oyuncu olan Tuncay’ı canlandırırken; Naciye’nin evrenindeyse aile babası Hulusi’yi, iki farklı adam olarak doğru bir şekilde yansıtması yer yer Müjde Ar’ın omuzlarındaki yükü azaltırken yer yer de filmin mizah duygusuna birebir etki ediyor. Ayrıca Onno Tunç tarafından yapılan müzikler filmin gizemli havasını da bir tık yukarıya çıkarabilmeyi başarıyor. Tüm bu parametreleri birleştirdiğimizde filmi başarılı bir ekip çalışmasının ürünü olarak betimleyebiliyoruz.

Dönemine göre modern bir hayat süren Serap’ın, yavaş yavaş bir ev hanımına dönüştüğü film fantastik bir hikâye olarak gözükse de mutluluğun anahtar olarak resmedildiği toplumcu-gerçekçi bir film olarak dikkat çekiyor.  Ataerkil düzende kadının rolünü; bu düzeni hep karikatürize bir şekilde gören Serap’ı tam da hikâyenin içine dâhil ederek anlatan film, hem Serap gibi feminen duyguları kabarık bir kadının, bilmediği bu dünyada var olma çabasını anlatıyor, bir yandan da hem eğlendiriyor hem de Belinda şampuanın büyüsüne herkesi ortak ediyor. Türk Sineması’nın ve Atıf Yılmaz’ın en çok ilgi gören filmlerinin başında yer alan Aaahh Belinda; konusu ve biçimsel anlatısıyla sadece anlattığı dönemin değil, her dönem zevkle izlenebilecek bir filmi olarak öne çıkıyor…

Yazar: Polat Öziş

 

Film Arası Dergisi

Temmuz 2010’da yayın hayatına ‘merhaba’ diyen Film Arası Sinema Dergisi, beşinci yılına doğru, yoluna daha emin adımlarla devam ediyor. Kapak dosyaları ve röportajlarıyla her ay sinema gündemine damgasını vuran Film Arası, artan okuyucu kitlesi ile sinema heyecanının paylaşıldığı büyük bir aileye dönüştü.

Yorum Yap

Temmuz 2017