Yarının Savaşı: Su ve Buz

Fazla kilolarını geride bırakıp 188 cm. boyu, karın kasları ve sevimli yüzüyle A sınıfı Hollywood yıldızına dönüşen Chris Pratt’in başrolde olduğu yüksek bütçeli Amazon yapımı Yarının Savaşı / The Tomorrow War (2021), Prime Video’da gösterime girdi. Mantığınızı diğer odada bırakıp dünyayı istila eden dev böceklerle eğlenmeye hazırsanız buyurun.

Babası Vietnam, kendisi Irak’ta savaşmış Dan sakin bir hayat kurmuş, öğretmenlik yapmaktadır. Kalabalık ailesiyle maç izlediği bir akşam dünyayı değiştirecek haberi alana dek tabii. 30 yıl sonrasından gelen bir grup insan dünya nüfusunun 500 bin kişiye indiğini çünkü uzaydan gelen yaratıkların herkesi öldürdüğünü söyler. Birkaç hafta içinde son insanın da öleceği öngörüldüğünden, yardım istemeye gelmişlerdir. Açtıkları portaldan, savaşabilecek durumdaki binlerce kişiyi geleceğe götürüp şanslarını artırmak istemektedirler.

Bir tür dinozor, dev böcek ve Alien karışımı olarak tasarlanan yaratıklar başarılı. Korkutucu. İlk düzlükte neye benzediklerini görmesek de sonrasında bol bol haşır neşir oluyoruz kendileriyle. Amaçları dünyayı ele geçirmek falan değil, öyle çok zeki oldukları da söylenemez. İnsanları yemek olarak görüyor ve sürekli ürüyorlar. Bu açıdan, üçüncü türle yakınlaşmadan çok, çekirge sürüleriyle savaşmak zorunda kalıyor karakterlerimiz. Hani şöyle, üzerinde “30 Alien’sız Gün” yazan dev bir böcek ilacı olsa ellerinde, epey rahatlayacaklar. Şaka bir yana, görsel efekt ekibinin ortaya çıkardığı başarılı iş sayesinde filmin ana karakterlerinden biri olmuş Spike’lar. Birçok sahnede varlar ve hiç de ekonomik düşünülmemiş, bol bol kullanılmışlar.

Filmin duygusal çatısını oluşturan elementler de hiç fena değil. 30 yıl sonra başlayacak bir savaşa katılmak istemeyenlerle, çocuklarının geleceğini garanti altına almaya çalışanların ahlaki ikilemi derinleşmese de ilgi çekici. Bir de savaşmak üzere geleceğe gönderilecekleri, yakın zamanda ölecekler arasından seçmeleri durumu var. Altı ay sonra kansere yenilecek biri neden otuz yıl sonraki dünyayı görmek istemesin? Başkahramanımız Dan de yedi sene sonra öleceği bilgisiyle gidiyor göreve ve bilin bakalım kiminle karşılaşıyor orada? Evet, kızıyla. This is Hollywood! 23 sene önce kaybettiği babasıyla yetişkin bir kadın olarak karşılaşan Muri bir öpücük bile vermiyor, alınmış babasına, ölmüş babasına. Olaylar, olaylar…

Aksiyon ağırlıklı olsa da yabana atılmayacak bir hikâye barındıran filmin zirve anları; Miami savaşı, ana kraliçenin kafeslenme çabası, gelecekteki son savaş ve Inception’ı kıskandıracak kadar iyi çekilmiş buzul sahneleri. Keşke sinemada hatta IMAX’te görebilseydik diyeceğiniz karelerle dolu. Göze sokulmayan çevreci mesajları da akılda kalıcı olunca, o kadar kusur kadı kızında da olur diyerek “suçlu zevkler” kontenjanından bağrımıza basıyoruz Yarının Savaşı’nı. Eğlenmek istediğiniz bir akşam sesi sonuna kadar açıp görün ve şu cümlenin geçtiği sahneyi önemseyin deriz: “Su ve buz arasında sadece 1 derece fark var.” İyi seyirler.

Filmi Amazon Prime Video Türkiye üzerinden izleyebilirsiniz.

1983 yılında, mutlu bir aileye doğdu. 15 yaşında sinema salonlarıyla tanışıp, bazı filmlere âşık oldu. “Ben de yaparım” zannederek, -o zamanki algısıyla- senaryo yazmaya ve her sene doğum günü gelmeden bir uzun metraj tamamlamaya başladı. “Yapan” olmanın kendisi için o kadar da kolay olmayacağını anladığındaysa bu büyülü dünyadan kopmamak için, filmler hakkında “yazan” olmaya karar verdi. Geçen yıllar içinde istemeden de olsa tıp hekimi olup 12 yıl çalıştıktan sonra mesleği bıraktı. 13 yıllık sinema yazarlığı süresince Altyazı Sinema Dergisi, Filmlerim.com, Öteki Sinema, Blogum Dergisi, Haftalık Sinema Antrakt Gazetesi ve Film Arası Dergisi’nde yazıları yayınlandı ve Ters Ninja sitesinde editör olarak kök saldı. Yaklaşık bir yıldır da her perşembe yayınladığı, ülkenin ilk dijital platform bülteni Bu Hafta Ne İzlesem? sayesinde tutkusuna bağlı kalmayı sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir