FilmArası Dergisi

Meşruiyet (!)

Her ülke, kanlı muharebelerde ön plana çıkıp ismini bir şekilde tarihe yazdırabilmiş kahramanlarını yüceltmek ister. Nesilden nesile aktarılacak olan bu hikâyelerin, ülke sınırları dışında aynı ışıltı ile parlamadığını görmek çokta şaşırtıcı olmayabilir. Zira, her algının kendi doğrusu vardır. Bazı doğrular vicdana kapı aralarken, bazıları tek taraflı bir düşüncenin katı yansımaları olabilir.

Hollywood’un önde gelen sinemacılarından Clint Eastwood’un son filmlerinde milliyetçi damardan ilerleyen hikâyelere ilgi duyduğu aşikâr. Haliyle, Irak Savaşı’nda keskin nişancı olarak görev yapan ve erkek, kadın, çoluk, çocuk aldırış etmeksizin, asker arkadaşlarını korumak için yüzlerce insana namlusunu doğrultan Chris Kyle’nin yaşamından esinlenilerek çekilen “Keskin Nişancı” (American Sniper) adlı filmin yönetmen koltuğunda oturuyor olması fazla şaşırtıcı olmayacaktır. Halbuki yakın zamana kadar, sinema yoluyla savaş kavramına manalı giydirmeler yapan Eastwood için farklı bir algımız vardı.

Teksas’ta kardeşi ile beraber karmakarışık bir hayat sürerken, bir anda orduya katılma fikrine kapılan Chris’in o zamana kadar kayda değer bir yaşantı sürememiş olması, bu kararındaki önemli faktörlerden biri gibi duruyor. Aidiyet duygusunu hissedebilmek, bazı insanlar için bulunmaz bir motivasyon kaynağıdır. Ait olduğu yerde bulunduğu hissine günden güne kapılmaya başlayan Chris’in aksine kardeşi daha çekingen bir tutum sergiliyor. Özellikle Irak Savaşı’ndan sonraki gelişmeler ve filmin genel gidişatına bakıldığında, Chris’in mi yoksa kardeşinin mi meşruiyet kazanmaya daha meyilli olduğuna dair sorgulamalar peşinizi bırakmıyor.

Son yıllarda Ortadoğu coğrafyasında ülkelerin kendilerinden ziyade bir takım örgütlerin söz sahibi olmaya başladığını gördükten sonra bu tür kahramanlık(!) hikâyelerinin ardında bıraktığı trajediyi daha duygusal değerlendirmek son derece normal. Haliyle, Chris’in çalkantılı ruh halinin ana eksene bir türlü oturtulmayıp, savaşın yüceltilmesi daha da fazla rahatsızlık veriyor. Halbuki, Chris’in bir karşılığı olsa veya en azından karşı tarafa yani ülkeleri işgal edilen insanlara daha insani bir bakış atılmış olsa idi, yine eleştirilecek olmasına rağmen, savaş filmleri tarihine ortalamanın üstünde bir yapım kazandırılabilmiş olurdu. Bu haliyle, bir ülkenin kendi sınırları dışında karşılığı olmayan, hatta olayların gerçekleştiği coğrafyanın komşusu olan bizler için fazlasıyla irrite edici bir yapım çıkıyor karşımıza.

Ailesi gözleri önünde öldürülen bir çocuğu dahi alaşağı edecek noktaya gelen ve böylesine duygusuz, mekanik bir rolün üstesinden (ne acıdır ki) başarıyla gelen Bradley Cooper’ın hayat verdiği Chris için, ülkesine her gidişi bir ızdırap halini alıyor. Gözü yaşlı eşi Sarah ve evladına rağmen her seferinde yeniden Irak’a büyük bir istekle döner. Bu noktada, bir zaruretten ziyade, savaştığı tarafın keskin nişancısı ile olan rekabette etkilidir. Fakat asker olmaya karşı gizli bir ilginin varlığını reddetmekte doğru olmayacaktır. Yaşattığı travmaların bedeli olarak uğradığı travmalara dayanamayan Chris’in hayatının sona eriş biçimi ise numunelik bir vaka.

Çatışma ve heyecan dolu anların başarılı kurgusuna rağmen, tercih ettiği yol itibariyle fazlasıyla rahatsız edici bir yapım olan Keskin Nişancı, Akademi Ödülleri’nin ne yazık ki favorilerinden. Zaten, Nightcrawler ve Interstellar gibi yapımların listeye giremediği bir ödül töreninin, sürpriz finale gebe olacağını düşünmek abes olacaktır. Hamasi söylemlere, öldürme içgüdüsüne meşruiyet kazandırmaya ve tek taraflı didaktik bir üsluba dayanan film, ülkeleri işgal edilen ve kendilerini savunma hakkı bulunan insanlara verdiği değer kadar ilgi görecektir, sinemanın tozlu sayfalarında.

Ahmet Deydin

1986 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 2008 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli film atölyeleri ve akademi çalışmalarına katıldı. Çeşitli kurumsal firmalarda sürdürdüğü profesyonel iş yaşantısı ile birlikte 2012 yılından bu yana Film Arası Dergisi’nde film kritikleri ve çeşitli sinemasal araştırmalar yazmaktadır. Aralık 2013 döneminden itibaren derginin Yayın Kurulu Üyesi’dir. İngilizce bilmektedir.

Yorum Yap

Temmuz 2017