FilmArası Dergisi

Macar Usta ‘Enyedi’ İstanbul Modern’de!

İstanbul Modern Sinema, çağdaş Macar sinemasının usta yönetmenlerinden Ildikó Enyedi adına Türkiye’de ilk kez bir retrospektif sunuyor.

Sinemasında evren ile insan ruhunun esrarlarını çözmeye çalışan yönetmen bilimkurgudan büyüye, Yunan mitolojisinden halk masallarına farklı kaynaklardan beslenerek geleneksel Macar sinemasının sosyal gerçekçi üslubuna karşı ülke sinemasının tarihine yeni bir anlatı ve anlatım getiren Ildikó Enyedi‘nin retrospektifinden on film gösterilecek.

Programda yer alan filmler ve konuları şöyle:

  • BEDEN VE RUH (TESTRÖL ÉS LÉLEKRÖL), 2016

Beden ve Ruh, içine kapanık bir adam ve kadın arasındaki mistik aşk hikâyesini konu alıyor. Budapeşte yakınlarında bir mezbahada finans müdürü olan Endre, denetime gelen Mária için daha ilk karşılaşmadan itibaren yoğun duygular beslemeye başlar. Ancak hislerini ne kendisine ne de Mária’ya açabilir. Aşırı detaycı ve titiz, bir o kadar da çekingen Mária ile Endre bir süre sonra tesadüfen aynı rüyayı gördüklerini fark eder. Gerçek hayatta dışa vuramadıkları aşkları, her gece buluştukları bu masalsı ortamda derinleşir. Enyedi’nin ara verdiği sinemaya 17 yıl sonra geri dönüş filmi olan ve şiirsel anlatım ile sert gerçekliği ustaca harmanlayan film, 2017’de Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı’ya layık görülmüştü.

  • BÜYÜCÜ SİMON (SIMON MÁGUS), 1999

Paris polisi, bir cinayeti aydınlatmaya yardımcı olması için doğa üstü güçlere sahip büyücü Simon’dan yardım ister. Simon, Paris’e adım attığı anda dikkatini çeken genç Jeanne’ı bir türlü aklından çıkaramaz. Cinayeti kolayca çözdükten sonra Paris’te kalmaya devam eder ve Jeanne’ı yeniden bulur. Bu ikili birbirleriyle aynı lisanı konuşamasalar da aralarında bir aşk doğar. Jeanne üç günlüğüne sınavlarına girmek için okula gittiği sırada, Simon’u kendisinin baş rakibi olarak gören Peter hazırlanmakta olduğu yeni bir numaraya Simon’u da dahil ederek onu düelloya davet eder. İldikó Enyedi, bu filminde İncil’de doğa üstü güçleri olduğu anlatılan “Büyücü Simon” (Simon Magus) hikayesini günümüz Parisi’ne uyarlayan fantastik bir drama imza atıyor.

  • TAMÁS VE JULI (TAMÁS ÉS JULI), 1997

İldikó Enyedi, bu filmini Fransız televizyonu için, on farklı ülkeden yönetmenin katılımıyla gerçekleşen ….’nın Gözünden 2000 yılı (2000 Vu Par…)adlı proje kapsamında çekti. Enyedi, farklı yönetmenlerin gözünden 20. yüzyılın getirdiği değişimleri işlemek isteyen bu seriye, madenci Tamás ile utangaç yuva öğretmeni Juli’nin engellerle dolu aşkını perdeye taşıyarak katıldı. Dönemin ulusal ve küresel endişelerini bir kenara bırakarak temelde insanın ihtiyaçlarına odaklanan yönetmen, 1999’u 2000 yılına bağlayan yılbaşı gecesinde buluşmak için sözleşen bu iki sevgilinin kasabadaki barda buluşma öyküsünü anlatıyor. Bir yüzyılın dönümünde biten, masum ama bir o kadar da çetrefil olan bu aşk öyküsü Enyedi’nin kendine has sosyal gerçekçi üslubuyla, büyülü bir görsellikle perdeye taşınıyor.

  • BÜYÜ AVCISI (BÜVÖS VADÁSZ), 1994

Keskin nişancılığıyla bilien polis memuru Max, korumaya çalıştığı bir kadını yanlışlıkla vurunca, kendine olan güvenini kaybeder. Meslektaşlarından Kaspar, onun bu güven kaybını yenmesine yardımcı olmak için Max’a istediği her hedefi vurma gücü olan yedi sihirli mermi verir. Mermileri kabul eden Max’ın bilmediği bir şey daha vardır; o da yedinci merminin şeytanın kontrolünde olduğudur. Max’ın yeni görevi, turnuva için şehre gelen Rus satranç şampiyonunu korumaktır. Onu uzaktan izlemesi istenmiştir. Fakat, güzel eşiyle tesadüfen tanışan satranç ustası arasındaki yadsınamaz çekimi fark eden Max, mutlu ailesinin bozulmasından korkmaya başlar. Gerçekleşmeyi bekleyen bu trajediyi ancak bir mucize önleyebilecektir.

  • BENİM 20. YÜZYILIM (AZ ÉN XX. SZÁZADOM), 1989

19.yüzyılın sonlarında, Budapeşte’de doğan ikiz kardeşler Dóra ve Lili küçük yaşta öksüz kalırlar. Yüzyıl dönümü olan 1900 yılının yılbaşı gecesinde, karlar altında kibrit satmaya çalışırlarken derin bir uykuya dalarlar ve uykularında iki esrarengiz adam tarafından alınarak birbirlerinden ayrılırlar. Yıllar sonra ise birbirlerinden habersiz, aynı trene binerler. Dóra lüks vagonda seyahat eden bir dolandırıcı, Lili ise çeşitli hayvanların da bulunduğu bir vagonda giden feminist bir anarşisttir. Trende tanıştıkları Esrarengiz Bay Z, iki kardeşe de aşık olur ve yüzyıllar arasında fantastik bir yolculuğa çıkarlar. Enyedi’nin, 20. yüzyılın modernitesinin temelini oluşturan Edison, Tesla gibi mucitlerin şekillendirdiği bir dünyada kadınların yerini sorguladığı, rüyayı andıran bir üslupla anlattığı filmi 1989’da Cannes’da Altın Kamera ödülüne layık görülmüştü.

  • KÖSTEBEK (VAKOND), 1987

Enyedi’nin bu ilk uzun metrajlı filmi, Adolfo Bioy Casares imzalı Morel’in Buluşu (The Invention of Morel) adlı romandan bir uyarlama. Köstebek, Dünya gezegenindeki insanların yaşamlarını anlamaya çalışan bir ajan üzerine fantastik ve romantik bir film. İnsanların gündelik yaşamlarını anlamaya çalışan ajan, görevi gereği aslında fark edilmemesi gerekirken, kimsenin dikkatini çekememekten rahatsız olur ve onlardan biri olmak ister. Dünyadaki yaşamın bir illüzyondan ibaret olduğunu anladıktan sonra, ajanın dünyasında hayalle gerçek arasında bir yolculuğa çıkarız. Enyedi, 1980’lerin sonunda, politikanın var olmadığı, yaşamın günlük rutinlerden ibaret olduğu ve zamanın döngüsel işlediği bir evren yaratıyor.

KISALAR

  • İLK AŞK  (ELSÖ SZERELEM), 2008

Genç kız, daha önce hiç tanışmadığı bir erkekle karanlık ve ıssız bir otoparkta buluşur. İzleyici kendisi için garip, ama kız için hiç de şaşırtıcı olmayan bir durumla karşı karşıyadır. Kız aşık olmuştur, 16 yaşındaki biri için tek önemli şey bu aşktır…

  • AVRUPA’DAN AVRUPA’YA (EURÓPÁBÓL EURÓPÁBA), 2004

Bu sıra dışı film, Macaristan’ın Avrupa Birliği’ne girişini belgeliyor. Macar sinemasının öne çıkan on yönetmeninin katılımıyla ortaya çıkan filmde, her yönetmen kendi kültürel mirasının Avrupa’ya neler katacağına ve Avrupa’nın da kendi kültürlerine katkılarından bahsediyor. Filmin İldikó Enyedi’ye ait bölümünde ise toplumun farklı kesim ve mesleklerinden kadınlar ön plana çıkıyor.

  • İSTİLA (INVÁZİÓ), 1986

Filmde kurmaca bir ülkenin kurmaca bir şehri ilkel görünümlü bir yaratık ordusu tarafından istila edilir. Onları ışıksız ve ısısız bırakmak için ana güvenlik binası dışında tüm elektrik hatları kapatılır. Ancak şehir çoktan istila edilmiştir. Şehrin sakinleri, büyük kürklü giysiler giyen, modern bir lisan konuşamayan bu yaratık istilasından korunmak için yerin altına saklanırlar.

  • FLÖRT: HİPNOZ ( FLİRT: HİPNÓZİS), 1979

İldikó Enyedi, ünlü bir Macar doktor tarafından hipnotize edilir. Daha önceden oraya konumlandırılmış kamera ise bu süreci kaydeder. Enyedi, “Bir yönetmenin, ‘yokluğunda’ da kendisini sinema yoluyla ifade edebileceğini” kanıtlamak için bu filmi yaptığını söyler.

Rabia Bulut

Rabia Bulut

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Yorum Yap

Temmuz 2017