Hücre 211: Suç ve Ceza

Yeni görev yerini gezen taze gardiyan Juan’ın başına (literally) bir kaza gelir ve iki kıdemlisi onu revir yerine en yakındaki boş odaya götürür: Hücre 211! Juan bilinçsiz yatarken isyan çıkar, diğer gardiyanlar can havliyle kaçar ve zavallı çaylak en azılı suçlularla içeride kalır.

44 ödüllü İspanyol yapımı roman uyarlaması Hücre 211 / Celda 211;gardiyanken mahkûma dönüşen, özgürlüğü için mücadele ederken sistemin çürümüşlüğünü fark eden ve kişisel anlamda kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığı anda herkes için savaşmaya başlayan bir adamın hikayesi ve ülkemizde değeri fazla bilinmemiş bu başarılı iş şimdi MUBI Türkiye’de.Tamamına yakını hapishanede geçen film, başarılı hikâye kurgusu, sürekli artan şiddet dozu ve ana karakterinin dönüşümünü başarıyla yansıtabilmesi açısından takdire şayan.

Hücre 211, hapishane konulu yapımları sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacak şekilde türün temel özelliklerini kucaklamasının yanı sıra, başka meziyetlere de sahip. Öncelikle öznesini önemsememizi sağlıyor ki bu kalabalık senaryolar için bir nimet. İsyanın ortasında kalan ve en ufak hatasında öldürülmesi muhtemel yeni gardiyanın hamile eşi dışardan haber almaya çalışırken, yönetim bu durumu koz olarak kullanma çabasında. ETA üyesi olduğu bilinen bir grup mahkûmun rehin alınmasıyla ise olay başka hapishanelere de sıçrayıp ulusal boyuta ulaşıyor. Dört duvarın içi, yönetim katı, kapının önünde sevdikleriyle ilgili bilgi almaya çalışan öfkeli kalabalık ve medya ayağı derken çok başlı bir anlatım tutturan film, savaştığı tüm cephelerden galip çıkmayı biliyor.

Bir insanı suça iten nedir, hangi hallerde şiddete başvurulur ya da şiddetin bahanesi olabilir mi; yapılan haksızlıkların cezasını kim, nasıl çeker, vicdan azabıyla nasıl başa çıkılır, infaz sisteminin sorunları neler, hapishanelerin amacı suçluları ıslah etmek mi yoksa göz önünden çekip en ağır şekilde cezalandırmak mı vb. soruları kesin cevaplar vermeye çalışmadan alt metnine yerleştiren Hücre 211, hayalleri olan temiz yüzlü ve sadece işini yapıp ekmeğini kazanmaya çalışan bir adamın hayatta kalıp sevdiklerini koruyabilmek uğruna giriştiği mücadeleyi başarıyla anlatıyor. Sekiz dalda Goya Ödülü kazanmış filmi, içi dolu aksiyon sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyoruz.

1983 yılında, mutlu bir aileye doğdu. 15 yaşında sinema salonlarıyla tanışıp, bazı filmlere âşık oldu. “Ben de yaparım” zannederek, -o zamanki algısıyla- senaryo yazmaya ve her sene doğum günü gelmeden bir uzun metraj tamamlamaya başladı. “Yapan” olmanın kendisi için o kadar da kolay olmayacağını anladığındaysa bu büyülü dünyadan kopmamak için, filmler hakkında “yazan” olmaya karar verdi. Geçen yıllar içinde istemeden de olsa tıp hekimi olup 12 yıl çalıştıktan sonra mesleği bıraktı. 13 yıllık sinema yazarlığı süresince Altyazı Sinema Dergisi, Filmlerim.com, Öteki Sinema, Blogum Dergisi, Haftalık Sinema Antrakt Gazetesi ve Film Arası Dergisi’nde yazıları yayınlandı ve Ters Ninja sitesinde editör olarak kök saldı. Yaklaşık bir yıldır da her perşembe yayınladığı, ülkenin ilk dijital platform bülteni Bu Hafta Ne İzlesem? sayesinde tutkusuna bağlı kalmayı sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir