Gezici Festival’in Yolculuğu Sürüyor

Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenen 27. Gezici Festival, 2 Aralık’ta Ankara’dan başladığı yolculuğunun ikinci durağı Sinop’a veda etti. 27. Gezici Festival, bugün yolculuğunun son durağı Kastamonu’da izleyicilerle buluşmaya başlayacak.

Sinop Belediyesi’nin desteğiyle 9 Aralık’ta Halk Eğitim Merkezi’nde ABD Büyükelçiliği katkılarıyla hazırlanan Özgür İfade bölümü filmlerinden MartinRitt yönetmenliğindeki Paravan / The Front ve Belmin Söylemez imzalı Ayna Ayna filmlerinin gösterimiyle başlayan 27. Gezici Festival, 3 gün boyunca sinemaseverlerin yoğun ilgisi ile karşılandı. Festivalin açılış gecesi Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan ve Amerika Büyükelçiliği Kamu Diplomasisi Ataşesi Aryani Manning’in katılımıyla gerçekleşti.

Festivalin açılış filmi Ayna Ayna filminin gösterimine başrol oyuncularından Manolya Maya katıldı. Gösterime sağlık sorunları sebebiyle katılamayan filmin yönetmeni Belmin Söylemez izleyicilere gönderdiği mesajında, “Sinop’a gelmeyi çok istiyor, bu yolculuğu heyecanla bekliyordum, Sinop’un ne kadar güzel ve kendine özgü bir şehir olduğunu yıllardır duyarım. Özellikle Gezici Festival ile, filmimizle gelmek düşüncesi beni çok mutlu ediyordu. Covid maalesef izin vermedi. Yapımcımız Haşmet Topaloğlu ve ben filmimizi sizlerle izleyemeyeceğimiz için çok üzgünüz. Bir filmi salonda izlemenin, perdedeki filmle baş başa olmanın duygusu bambaşka. Ayna Ayna’nın açılış filmi olması bizim için onur verici,” diyerek Gezici Festival, Sinop Belediyesi ve Telvin Sanat Akademisi’ne teşekkürlerini iletti.

 

Filme yönetmen yardımcısı olarak başlayan, çekimlere 2 hafta kala Belmin Söylemez’in teklifiyle Aylin karakterine hayat veren Manolya Maya, “Bu filmde de Belmin Söylemez sinemasına has bir şey olduğunu düşündüğüm nahif bir dayanışma olduğunu söyleyebilirim. Filmdeki karakterler birbirlerini ayağa kaldırıyorlar aslında, büyük bir kadın dayanışması hâkim keza Fatih karakteriyle de. Ama bunu bağırmadan, belki bir cümleyle, bir sözle, bir bakışla dayanışıyorlar. Gün sonunda hepsi birbirini oradan kaldırıyorlar. Bunu Belmin Söylemez sinemasında gördüğüm için, belki bir izleyici olarak söylüyorum. Belmin Söylemez ve Haşmet Topaloğlu’nun belgeselci taraflarından yola çıkarak bu filmi yaptıklarını söyleyebilirim. Kurmaca ile belgesel arsındaki o gri alanı Belmin’in çok sevdiğini düşünüyorum ve bence çalışıyor. Gerçekten beslenerek çıktı tüm karakterler,” dedi.

 

Sinop’taki gösterimler ikinci gününde Çiğdem Sezgin’in Suna, İrlandalı Colm Bairéad’ın Sessiz Kız / The Quiet Girl, Selcen Ergun’un Kar ve Ayı ve Emin Alper’in Kurak Günler filmleri ile devam etti.

Nurcan Eren ve Tarık Papuççuoğlu’nun başrollerini paylaştığı Suna filminin gösterimi sonrasında gerçekleşen söyleşide Çiğdem Sezgin, “Senaryoyu yazarken de filmi çekerken de kadına da erkeğe de eşit mesafeden bakabilmeyi hedefledim. Ne senaryo aşamasında ne de sette kendi cinsel kimliğimi masaya koymamaya çalıştım. Bence ikisi de kendince haklı, dolayısıyla kadın yönetmen olduğum ve ben bu hikâyeyi Suna üzerinden anlatmayı seçtiğim için nihayetinde kadın filmi gibi duruyor. Bir de adı Suna olunca… Bir mutsuz evlilik filmi diyebilirim,” dedi.

 

Kar ve Ayı filminin gösterimi yönetmen Selcen Ergun, oyuncu Saygın Soysal ve yapımcı Nefes Polat’ın katılımıyla gerçekleşti. Selcen Ergun, “Bu filmde her ne kadar karlar altına küçük bir kasaba görseniz de orasının neresi olduğunu tanımlamıyoruz. Benim için bu film toplumsal gerçekçi bir kasaba filmi değil, benim için bu film aslında biraz karanlık bir masal gibi. Türkiye’nin herhangi bir yerinde olabilir o kasaba, Türkiye’nin hepsi de olabilir. Dünyanın herhangi bir yerinde de olabilir. Dışarıdan bir yere gelmek ve orayı anlama çabasından bahsediyor. Bir taraftan da yaratılan düşmanlardan bahsediyoruz. Küçücük dışarıyla bağları kesilmiş bir kasabada; korkunun, endişenin, umudun, güçlü durmanın, direnmenin bir mikrokosmosda boyut bulması benim için çok daha elle tutulur kıldı bütün o ilişkileri,” dedi. Tamamen karlar altında, çetin kış şartlarında geçen filme dair Saygın Soysal, “Filmin soğuğu malumunuz. O işin içinde onla hemhal olurken, oynamaya ya da çekmeye çalışırken, olayı kotarmaya çalışırken bir süre sonra hissetmemeye başlıyorsunuz aslında. Bir süre sonra ne kadar soğuktu diye aramızda konuşuyoruz tabii,” derken yapımcı Nefes Polat; hayal edilen, haftalarca karlar altında kalan bir mekân bulmanın bir yıl sürdüğünün, iklim değişikliği sebebiyle yaşanılan zorlu sürecin altını çizdi.

Emin Alper’in yönettiği dünya ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde yapan ulusal ve uluslararası festivallerde ödüllere layık görülen Kurak Günler filminin gösterimi Sinopluların yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Emin Alper gönderdiği video mesajda, “Maalesef bu akşam sizinle birlikte olamıyorum. Dün itibariyle Türkiye genelinde film vizyona girdi. Çok ciddi bir yoğunluk var. O yüzden sizlerin huzuruna çıkamadım. Umarım filmi beğenirsiniz. Geldiğiniz için teşekkürler,” dedi.

 

27. Gezici Fesival, Sinop’taki son gününe Rodrigo Sorogoyen imzalı Canavarlar / The Beasts ile başladı. Ümran Safter imzalı Kabahat ve Özcan Alper’in yönettiği Karanlık Gece gösterimleri sonrası filmlerin yönetmenleri izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Kabahat filminin gösterimi sonrasında gerçekleşen söyleşide Ümran Safter, “Bizim filmimiz kadınları, kadın sorunlarını odağına alan, oyuncuların tamamına yakını kadın olan bir film. Aslında her hikâye sahibinden ya da yaratıcısından izler taşıyor. Romanlar, öyküler, filmler de öyle bana göre, senaryolar da öyle. Kabahat filminde de benim çocukluğumdan da izler var. Sonuç itibariyle Reyhan gibi, Şükran gibi Ümmü gibi karakterler vardı etrafımda. Böyle karakterlerle büyüdüm esasen. Yazım sürecinde onlardan da esinlendiğimi düşünüyorum. Filmde gördüğünüz ev benim çocukken büyüdüğüm ev,” dedi. Yapımcı Suraj Sharma ise filmde yer alan oyuncular için bir cast ajansı ile çalışmadıklarını, Ümran Safter’in kafasındaki karakterleri gezerek farklı yerlerden bulduklarını belirtti.

 

Özcan Alper, Karanlık Gece filminin gösterimi sonrasında “Bazen film yaparken her şeyin cevabını bilmiyoruz, tam tersine bazen bizim de cevabını aradığımız, rahatsız olduğumuz meselelerin de peşine düşüyoruz. Daha önceki filmlerimde hep mağdurun tarafındaydım. Bu sefer biraz aslında kötülük yapanların hissiyatına dair duyguları biraz deşmek istedim,” derken Gezici Festival’in kendisi için ayrı bir önemi olduğu belirtti ve “Artvin’de bir sinema vardı, sandalyeleri ahşap, 70’lerden kalma bir sinemaydı ve kapalıydı. Biz o sinemada Gezici Festival nedeniyle gala yaptık. Film çektiğim şehirde sinema yoktu ama Gezici Festival sayesinde biz Artvin’de bir gala yapma şansı elde etmiştik. O sinema restore edilip güzel bir sinemaya dönüştü. Gezici Festival’in aslında Sinop’ta ya da Kastamonu’da yaptığı şey çok değerli bence. Çünkü Türkiye’de kamusal alanda sanat, sinema yok olmak üzere. Ben de hem Gezici Festival’e hem de buna vesile olan Sinop Belediyesi’ne ve salonları dolduran sizlere teşekkür ediyorum,” dedi.

27. Gezici Festival, Sinop’a Baba Zula’nın canlı müzikleriyle eşlik ettiği 1921 yapımı Frances Marion imzalı sessiz film Eli Kulağında / Just Around The Corner gösterimi ile veda etti. Baba Zula gösterim sonrası verdiği üç şarkılık mini konser ile izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.

 

27. Gezici Festival bugün son durağı Kastamonu’da izleyicilerle buluşacak. Kastamonu Üniversitesi Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Topluluğu’nun ev sahipliğinde gerçekleşecek gösterimler 14 Aralık’ta sona erecek.

PAYLAŞ

Ağustos 2010’da yayın hayatına başlayan aylık sinema dergisi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir