Gerçekleri Kabul Ettiğinde Çıkış Yolunu Bulur

Anlatılan hikayelerin özünde çoğunlukla aynı kavramlar,duygular ve düşünceler yer alır. Kullanılan teknikler, yönetmenin perspektifi, senaristin kendine has tarzıyla, oyuncu seçimleriyle anlatılan her hikaye biricik olma yolunda bir şansı olur. HBO’nun yapımcılığında çekilen dizilerin biricik olmama gibi bir şansı bulunmuyor. The Sopranos, Six Feet Under ile başlayan HBO efsanesi her sene bizi yeni şaheserlerle buluşturarak devam ediyor. Nicole Kidman ve Hugh Grant’ın başrolünde yer aldığı The Undoing dizisi de onlardan biri. 2020 yılının en çok konuşulan dizilerindendi.

“You Should Have Known” romanından uyarlanan dizi, başarılı terapist Grace Fraser’in (Nicole Kidman) hayatının bir cinayetle altüst olmasını anlatıyor. Grace’in onkolog kocası Jonathan Fraser’i Hugh Grant hayat verirken, oğulları Henry’i genç oyuncu Noah Jupe oynuyor. Usta oyuncu Donald Sutherland Grace’in babası New York’un saygın isimlerinden Franklin Reinhardt’ı canlandırıyor. Küçük bir oyuncu kadrosuyla görkemli, şaşalı New York sokaklarında geçen bir gerilim ve dram hikayesi anlatılıyor. 

Her şeyiyle mükemmel bir aile tablosu sergilerken, hayatınız nasıl alt üst olabilir? Eşinizin size sonsuz sadakat ile bağlı olduğunu düşünürsünüz, yalanların olmadığını, sonsuz güven hissinin varlığını hissedersiniz. Grace Fraser hayata karşı bu duruştaydı. Ta ki okul komitesi toplantısında  Elena Alves’le tanıştığı ana kadar. Elena toplantıda oraya ait olmadığını hisseder ama buna karşı kendi varlığını gösterir. Grace, bağış gecesinde de Elena’yı görür. Ağlayarak davetten ayrılmaya hazırlandığında onu eve götürmeyi teklif eder ama o kabul etmez. Dizinin sonraki bölümlerinde Elena’nın hayaleti hep olacaktır. Çünkü Elena o davet sonrası öldürülür. Ve dizinin esas sorusu ‘Katil Kim?’ kendini gösterir. 

Elena’nın ölüm haberinden sonra sorgulamalar başlar. Bir tıp konferansı için şehir dışına giden Jonathan’dan haber alınamaz. Grace Jonathan’dan haber alamadıkça korkuları artar. Ama hep neye inanması gerektiğine dair kendini kontrol eder. Aynı şekilde oğlu Henry’de. Yavaş yavaş ortaya çıkan delillerle, Jonathan ve Elena arasında bir ilişki olduğu kesinleşir. Aldatma bir ilişkide olabilecek kötü seçeneklerden biridir. Ama kocanızın bir insanı öldürebilecek soğukkanlılıkta birisi olması o aklınıza hiç gelmeyecek, olmasını düşünmeyeceğiniz şeydir. Grace’te hep bunu sorgular. Çocuğumun babası bir katil olamaz der. Katil kimdir o zaman? Kendisi mi, Elena’nın kocası mı yoksa oğulları Henry mi? Her olasılık başka bir vahşeti, bilinmezliği işaret eder.

Aslında bir nevi dizi boyunca Grace’in terapist kimliğiyle eş ve anne kimlikleri arasındaki çatışmaları, bocalamaları izleriz. Çiftler arasındaki sorunları bir çırpıda gören Grace, kendi hayatında ilişkide neyi gördüğünü, görmesi gerektiğini bilemez. Bazen görmek istemez. O görmeye yaklaştıkça gerçek kendini açmaya başlar. Tabi dizi boyunca sadece Jonathan’ı katil olarak düşünülmüyor. Aralara giren hayaller, sanrılar okları herkese çeviriyor. Ama hep en güçlü aday Jonathan oluyor. Jonathan  ilk andan itibaren kibirli ve soğukkanlı bir imaj sergiliyor. Her bölümde bu imajı katlanarak artıyor. Ortadan kaybolması, ortaya çıkma şekli, oğlu Henry’e davranışları, Grace’e söylediği yalanlar sıralanabilir. 

Katilin aranması sürecinde kilit bir noktayı oluşturak köpek hikayesi de açıldıkça, hikayenin özü ortaya çıktıkça Jonathan’a dair şüpheler artar. Cinayet silahının kayıp olması, Jonathan’ın ben masumum demesi ve Henry’nin babasına olan düşkünlüğüyle Grace şüphelerin üstünü örtmek ister ama örtmeye çalıştıkça daha çok kendilerini gösterirler. Yanıldığını, kocasını tanıyamadığını kabul etmesi gerekir. Bir çıkış yolu arar. Evlendiği, aşık olduğu adamın özünde bir sosyopatlık yatmaktadır. O bütün gerçekleri kabul ettiğinde çıkış yolunu bulur. Üst sınıf bir ailenin hikayesini izlediğimiz için dağılmalar, bunalımlar, sinir krizleri hep bir üst seviyede olur. Zenginlik içerisindeki sıkışmışlık, gerginlik anlatır ama onları kurtaran ve kolaylaştıran tarafı da gözden kaçmaz. Grace,oğlu ve babasıyla yeni bir hayata başlayacak olandır. Jonathan ise kendisiyle ve yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmesi gerekendir. 

Bein Connect üzerinden izleyebileceğiniz dizi 6 bölümden oluşuyor. Bir solukta bitiyor. Ertesi gün kendinizi böyle bir yazı yazarken buluyorsunuz.

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Yüksek Lisansını Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında, Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek Zamanı ve Masumiyet Filmlerinin İncelenmesi başlıklı teziyle mezun oldu. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir