‘Film Okumanın İlk Şartı Bütünün Kavranabilmesidir’

İnsan Sanat Yayınları’ndan çıkan Film Okumak: Eleştirel Film Okumaya Giriş kitabının yazarı Serdar Aslan ile kitabı üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajımız yayındadır.

Keyifli okumalar…

  • İlk olarak sizi tanıyalım. Serdar Arslan kimdir?

Keban’da doğdum. İstanbul’da yaşıyorum. Bir bilim sanat merkezinde temel dil becerileri, eleştirel okuma-yazma ve film okuma dersleri veriyorum. Üniversite yıllarından itibaren yoğun olarak edebiyat -özellikle şiir- ve sinema ile ilgilenmeye başladım. Son yıllarda sinema ağırlık kazandı ama. Teorik ve pratik olarak sinema ile uğraşıyorum, an itibariyle yoğunlaştığım alan kuramsal açıdan sinema ve film eleştirisi.

  • Kitabın ortaya çıkış süreci nasıl oldu?

Kitap aslında geriye dönük 10 yılı aşkın sürede okumalarımın ve sinemaya dair yazılarımın toparlanmış, gözden geçirmiş hali. Yazıları iki başlık altında tasnif edip düzenledim, birkaç yeni yazı ve sunuş ekledim böylece kitap ortaya çıkmış oldu.

  • Film okumak ve film eleştiri arasındaki ayrımı oluşturan noktalar nelerdir?

Öncelikle “film okumak” ifadesinin film eleştirisi alanında bir uğraşı çağrıştırmakla birlikte çoğu defa film unsurlarından bağımsız, daha çok filmin konusu ve hikâyesinden yola çıkan bir yorumlama şeklini ifade ettiğini hatırlatmış olalım. Ve film okumak başlığındaki faaliyetler, genelde sinema dışı konuları okumanın merkezine koyar.

Film eleştirisinde ise merkezde bir film vardır. Ve o filmin içerik, biçim ve yönetmenin üslubu ile ilişkisi kurularak anlaşılmaya çalışılması çabası…

Bu kitapta ise “film okumak” ifadesi ile film eleştirisiyle aynı anlama gelen bir uğraşı kast ediyoruz. Fakat yöntem ve yaklaşım olarak filme dair daha bütünsel bir kavrayışı ve de merkeze filmi koymak iddiasını taşıyoruz ki film okumanın bizce olmazsa olmaz ilk şartı, izlenen filmin öncelikle bütün olarak kavranması, filmin bütününün duygu ve düşüncede neye denk geldiğini görebilmektir.

  • Sinema Yazıları ve Film Eleştirileri olarak iki bölüme ayırdığınız kitabın girişini Eleştirel Film Okumaya Giriş başlığıyla yapıyorsunuz. Yazıların sınıflandırmalarını nasıl yaptınız?

“Sinema Yazıları” ve “Film Eleştirileri” başlıkları ile öncelikle muhteva açısından genelleyici iki özet adlandırma yapmış olmayı hedefledim.

Sinema yazısı; tarih, kuram, eleştiri gibi tüm teorik içerik, yapım, gösterim, oyunculuk, prodüksiyon gibi sinemaya dair her alanı içine alıp konu edebilen bir yazınsal türe denk gelir. Ve bu konularda yazan biri için sinema yazarı tanımlaması kullanılabilir.

Film eleştirisi adlandırmasında ise merkezde bir filmin olması gereklidir. Yönetmenin filmografisi, sinema tarihi, ülke sineması açısından durduğu yer ve filmlerindeki sinematografik tutumu ile konuya daha genel bir giriş yapılsa bile merkezde film/ler varsa yazılan temelde film eleştirisi sınırlarındaki bir metindir. Metni kaleme alan da film eleştirmenidir. Film eleştirileri yazan biri aynı zamanda bir sinema yazısı yazmış ve de sinema yazarı kimliğini de taşıyabilir duruma gelmiştir. Her film eleştirisi bir sinema yazısı, her film eleştirmeni de bir sinema yazarıdır. Fakat her sinema yazısı bir film eleştirisi, her sinema yazarı da bir eleştirmen değildir. Bu ayrım her ne kadar önemli gibi durmasa da özellikle bazı eksik hatta yanlış adlandırmaları ortadan kaldırmak için bir çıkış noktası olabilir.

Giriş bölümü ise film eleştirisine dair bakış açımı ortaya koyan bir metin. Aynı zamanda “Bir film nasıl okunur?” sorusuna verilmiş bir cevap.

  • Sevmek Zamanı ile başlayan yazılarınız Oray filminin eleştiri yazısıyla bitiyor. Ele aldığınız filmlere baktığımızda çeşitli bir yelpaze karşımıza çıkıyor. Daha sonraki çalışmalarınızda aynı şekilde devam eder misiniz yoksa daha sistemli gitmeyi mi tercih edersiniz?

Bu kitap için yukarıda açıkladığım sinema yazıları ve film eleştirileri ayrımına dayanan bir tasnif söz konusu,yazılmış yazıları bir bütünlük içerisine sokmanın yöntemi bu oldu kitap için.  Onun dışında, kronolojik açıdan veya tür vs. gibi açılardan bir alt sınıflama yapma gereği duymadım. Bundan sonrası için belki baştan sınırları belirlenmiş tematik çalışmalar yapılabilir.

  • ‘Türk Sineması’nda Kuramsal Bakışlar’ adlı yazınızda Rüya Sineması’ndan bahsediyorsunuz. O kavramı biraz daha açmanızı istersek ne dersiniz?

Rüya Sineması; Ayşe Şasa’nın sinema hakkında bütüncül ve de tasavvuftan beslenerek girdiği düşünme çabasına Sadık Yalsızuçanlar’ın getirmiş olduğu yorumun kavramsal karşılığı. Said Nursi’nin metinlerini referans alarak sinemaya kuramsal bir bakış getirmeyi deniyor Sadık Yalsızuçanlar. Ve bu yaklaşımına Rüya Sineması adını veriyor. Bu çaba öncü bir çaba olması dolayısı ile oldukça kıymetli. Fakat fikirlerin sinemayla ilişkilendirilmesi, film referansları verilmesi noktasında sinemacıların ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak. Bu yönüyle fazla nazari kalan bir yaklaşım.

  • Yönetmen Werner Herzog’un dostu Lotte Eisner’in için yaptığı vefa yürüyüşünün aynısının Ayşe Şasa için yapılıp yapılmadığını soruyorsunuz. Kitapta başka yerlerde de Ayşe Şasa karşımıza çıkıyor. Ayşe Şasa’nın sizin için anlamı ve önemi nedir?

Ayşe Şasa, sinemaya sinema dışı kaynaklarla derinlikli bir biçimde nasıl bakılacağını gösteren öncü isimlerden biri. Bu yönüyle aslında bu konuda düşünen kalem oynatan birçok isim gibi benim de ustam. Bunun haricinde hayatta iken samimi bir abla, dost olarak varlığını yakinen hissettim. Varlığı ve sesi dünyanın güzel ve güvenli bir yer olduğunu telkin eden irfan sahibi biriydi. Tüm bunlardan bugün mahrum olmak vefa konusunda sorgulamalara yol açıyor haliyle. Bu vesile ile bir kez daha rahmet dileyelim.

  • Bir giriş olduğunu belirttiğiniz Film Okumak’ın devam serileri gelecek mi?

Giriş aslında eleştirel film okuma kavramına yönelik bir vurguydu. Film okumak ya da eleştirmek noktasında girdiğim çabanın girişini ifade ediyordu. Bundan sonrası için konuda daha fazla derinleşmek, kaynak ve kavramlar açısından geliştirmek, varsa eksik ve yanlışlar yeniden gözden geçirmek gerektiği konusundaki çabanın ilanıydı. Kitabın bir seri olarak devam etmesinden çok bu kitapta ortaya konan bakış açısının geliştirilmesi, belki daha derinlikli teorik bir zemine oturtulması gerekebilir.

  • Son olarak masanızda bekleyen yeni kitaplar, projeler var mıdır?

Uzun zamandır sinema eğitimi konusunda alternatif bir yapı üzerinde çalışıyorum. Beş modülden oluşan bir eğitim seti hazırlıyorum. Bu çok fazla zamanımı aldı, alıyor. Bu hazırlık sürecinde Sinemacının El Kitabı diyebileceğimiz bir çalışma da ortaya çıktı gibi.

Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli bir kısa film projem hazırda bekliyor. Çekimi     muhtemelen seneye kalacak. Okuma ve izlemeleri ayrıca belirtmeye gerek yok sanırım.

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Yüksek Lisansını Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında, Sinemada Aşk ve Zaman: Sevmek Zamanı ve Masumiyet Filmlerinin İncelenmesi başlıklı teziyle mezun oldu. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir