FilmArası Dergisi

Ermenilerin Yalnız Adı Var

Film Arası Dergisi’nin ‘Sinemada Ermeniler’ konulu Nisan sayısına konuşan yönetmen, senarist ve sinema yazarları, Ermenilerin Türk ve dünya sinemasındaki yerini yorumladı.

Film Arası Dergisi Nisan sayısında ‘Sinemada Ermeniler’ konulu özel dosyasıyla okurlarının karşısına çıktı. Konuyu kapsamlı bir biçimde ele alan dergi, söyleşi, özel haber ve makalelerle Ermenilerin Türk ve dünya sinemasındaki yansımalarını mercek altına aldı. Gökşen Aydemir, dosya kapsamında yönetmen Tomris Giritlioğlu ve sinema yazarı Alin Taşçıyan ile birer söyleşi gerçekleştirirken, çok sayıda sinema yazarı da görüş ve yazılarıyla dosyaya katkıda bulundu.

TAŞÇIYAN: 12 YILDIR ÖZGÜRCE KONUŞABİLİYORUZ

Gökşen Aydemir’e konuşan sinema yazarı Alin Taşçıyan, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ermenilerin Yeşilçam ve son dönem Türkiye sinemasındaki temsillerini yorumlayan Taşçıyan, şunları söyledi: “Türkiye’de Ermenilerle ilgili konuşmak, film yapmak tamamen tabuydu, kimse ortalıkta ben de Ermeni’yim diyemiyordu. Biz bu özgürlüğü 10-12 yıldır gördük, ondan önce görmedik, şimdi bunlar konuşuluyor. Türkiye’de mümkün müydü 24 Nisan’da Taksim Meydanı’nda anma yapmak? İlk Ermeni konferansında olanları hatırlatırım.”

İKİ BÜYÜK AYIP ANLATILDI
“Salkım Hanım’ın Taneleri ve Güz Sancısı filmlerini Tomris Giritlioğlu sineması diye düşünmemek lazım, onlar Yılmaz Karakoyunlu romanlarından uyarlandılar. Bu ülkede yaşanan iki büyük ayıbı anlatıyor. Biri Varlık Vergisi, diğeri de 6-7 Eylül Olayları. Sizi kovuyoruz kovuyoruz, gitmiyorsunuz operasyonlarını anlatan romanlarını Etyen Mahçupyan ile beraber senaryolaştırıp uyarladılar. Salkım Hanım’ın Taneleri iyi bir filmken Güz Sancısı başarısızdı.”

tomris_giritliogluGİRİTLİOĞLU: ÜLKENİN ACILARINA BAKMAYI SEVİYORUM
Dosyanın diğer bir konuğu ünlü yönetmen Tomris Giritlioğlu ise şunları söyledi: “Ülkenin acılarına bakmayı ve ülkenin hatalarıyla yüzleşmeyi seviyorum. Çünkü başka türlü gelişebilmemiz mümkün değil. Benim mesela iki üç yıldır çekmek istediğim bir proje var: Madımak. Yani dünyanın hangi ülkesinde böyle acıklı ve saldırgan bir şey yaşansa o ülkenin en az üç yönetmeni o hikâyeyi çeker. Mesela, Bu Kalp Seni Unutur mu?’ da iki bölüm Madımak’ı anlatacaktık ama olamadı.”

HRANT DİNKİ BENİ ARAYIP ‘ASLANSIN’ DEDİ
Tomris Giritlioğlu, yönetmenliğini yaptığı Salkım Hanımın Taneleri filmiyle ilgili olarak önemli bir anısını da Film Arası’yla paylaştı. Giritlioğlu, gazeteci Hrant Dink’in filmin gösteriminin ardından kendisini arayarak tebrik ettiğini ve kendisine ‘aslansın’ dediğini aktardı.

SINIRIN İKİ YAKASINDAN 1915
Ermeni Tehciri’nin, Türk ve Ermeni yönetmenlerin sinemasına yansıması ile ilgili soruları, Yönetmen Hüseyin Karabey, sinema yazarı Janet Barış ve sinema yazarı Tuğçe Madayanti Dizici, hazırlanan soruşturma dosyasında cevapladılar. Hüseyin Karabey “Ezilenin acısını inkâr etmek sadece düşmanlığı körükler” derken Janet Barış, Türkiye sinemasının Ermenilerle ilgili film yapmak konusunda girişken olamadığını söyledi. Tuğçe Madayanti Dizici ise bu kadar derin ve karmaşık bir mevzunun çözümünü sinemada aramanın sinemaya büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi.

FilmArasi-48SİNEMADA ERMENİLERLE İLGİLİ ÜÇ MAKALE
Dilara Balcı Gülpınar: “Yeşilçam’da Ermeniler Vardı”, Gökşen Aydemir: “Bir Acının Anatomisi”, Murat Ata: “Kaldırın Şu Lanet Sınırları” makaleleri ile dosyaya katkı sağladılar. Film Arası Dergisi’nde özel dosyanın yanı sıra, her ay olduğu gibi çok sayıda film eleştirisi, haber ve söyleşiler var. Suat Köçer, Bir Raporun Söyledikleri başlıklı yazısında, Avrupa İşitsel ve Görsel Gözlem Evi’nin Türk sinemasına dair araştırmasını değerlendirdi. Ali Can Sekmeç, Film gibi Hayatlar köşesinde Nubar Terziyan anılarıyla anarken, Rıza Oylum, Ermeni asıllı Gürcü yönetmen Sergey Parajanov incelemesiyle okurların karşısına çıktı.

Dilek Karataş Neden Tarkovsky Olamıyorum? filminin yönetmeni Murat Düzgünoğlu ile yaptığı söyleşi ve Güven Adıgüzel, Tony Gatlif filmlerini incelediği “Çingene Kral” yazısıyla bu sayıya katıldı. Fatih Yürür Julianne Moore’un en kötü on performansını mizahi bir dille anlattığı dosyası da Film Arası’nda okurların ilgisine sunuldu.

Film Arası Dergisi, Nisan sayısıyla Türkiye genelindeki satış noktalarında.

Film Arası Dergisi

Temmuz 2010’da yayın hayatına ‘merhaba’ diyen Film Arası Sinema Dergisi, beşinci yılına doğru, yoluna daha emin adımlarla devam ediyor. Kapak dosyaları ve röportajlarıyla her ay sinema gündemine damgasını vuran Film Arası, artan okuyucu kitlesi ile sinema heyecanının paylaşıldığı büyük bir aileye dönüştü.

Yorum Yap

Temmuz 2017