FilmArası Dergisi

Bong Joon Ho’nun En Sevdiği 10 Film

2019 yılının en çok konuşulan filmi Parazit’in yönetmeni Bong Joon Ho’nun favori filmleri arasında kimler yok ki. Martin Scorsese’nin Raging Bull’u, David Fincher’ın Zodiac’ı, Coen Kardeşler’in Fargo’su listede yer alan filmlerden bazıları.

Listenin tamamı ise şöyle:

  • A City of Sadness ( Acılar Kenti) , 1989
  • Yönetmen: Hou Hsiao-Hsien

Japonya’nın sömürgesi olmaktan yeni çıkan Tayvan’da geçen trajik bir aile dramı. Aşırı milliyetçi grup Kuomintang shek, zafere ulaşmış ve baskısını arttırmaya başlamıştır. Klanın en büyük oğlu olan Lin Taipei’de bir bar işletmektedir. Bar aynı zamanda karaborsanın ve kaçakçılığın merkezidir.  Lin’in erkek kardeşi Dilipinler’deki savaşta ölmüştür ve en küçük kardeş Wen-ching ise fotoğrafçılık yapmaktadır. Wen-ching aynı zamanda sağırdır ve düşünceleri sol görüşe daha yakın durur. Kardeşlerin hayatı 28 Şubat 1947’de tamamen değişecektir. Çünkü Tayvan, tarihinin en acı olaylarından Tiananmen Meydanı katliamına tanık olacaktır.

  • Cure (1998)
  • Yönetmen : Kiyoshi Kurosawa

Tokyo’da korkunç cinayetler işlenmektedir. Cinayetlerin arasındaki tek bağlantı kurbanların boyun bölgesine oyulmuş X harfi ve cinayet mahalline yakın yerlerde bulunmuş hiçbir şey hatırlamayan insanlardır.Dedektif Takabe ve psikolog Sakuma’nın araştırmaları sonuca ulaşmamaktadır. Ancak son cinayetden sonra olay yerinin yakınlarında bulunup tutuklanan genç adamda bir gariplik vardır. Dedektif Takabe’nin bu adamın cinayetlerle bağlantısını araştırması aynı zamanda bir dizi olayların başlangıcıdır.

  • Fargo (1996)
  • Yönetmen :Joel Coen & Ethan Coen

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayın pederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir.

  • The Housemaid (1960)
  • Yönetmen :Kim Ki-young

Tüyler ürpertici bir Kore sineması örneği. Delişmen ve takıntılı bir hizmetçi evin reisine takıntılı ve tuhaf bir aşk beslemektedir. Bir kompozitör olan müzisyen baş kahraman başlangıçta büyük bir hata yaparak bu kadınla ahlak-dışı bir ilişkiye girer. Müzisyen, geçici bir tutku olabileceğini düşünmüştür belki ancak çocuklarını ve karısını delicesine kıskanan bu kadının onu aşka davet etmesi adeta bir ölüm yolculuğuna kesilen bilet etkisi yaratacaktır.

  • Psycho (1960)
  • Yönetmen: Alfred Hitchcock

Marion Crane (Janet Leigh), Arizona’da bir emlak ofisinde çalışmaktadır. Sevgilisi Sam (John Gavin) ile evlenmek istemektedir ancak çiftin çok az parası vardır. Bir cuma günü, patronu Marion’a bankaya para yatırması için 40 bin dolar verir. Marion, bu parayla Sam’le hayal ettikleri hayatı kurabileceklerine karar verir ve parayı çalarak Sam’le buluşmaya gider. Yolda Bates Motel’de konaklamak zorunda kalır. Moteli işleten Norman Bates (Anthony Perkins), annesiyle saplantısı olan genç bir adamdır.Beraber akşam yemeği yerler ve Marion odasına çekilir ve yatmadan önce duş almaya karar verir. Sinema tarihinde adından ünlü “duş sahnesiyle” söz ettiren, türünün en önemli örneklerinden Sapık, Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

  • Raging Bull (1980)
  • Yönetmen : Martin Scorsese

Boksör Jake la Motta’nın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese’nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir. Sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olarak kabul gören Kızgın Boğa’daki performansı, Robert De Niro’ya ikinci Oscar ödülünü getirmiştir.

  • Touch of Evil (1958)
  • Yönetmen : Orson Welles

Amerikalı polis müfettişi Ramon Miguel Vargas (Charlton Heston) ve eşi Susan (Janet Leigh), balaylarını geçirmek üzere bir Meksika sınır kasabasına gidiyorlar. Ancak kasabaya gelir gelmez bir araba, altına yerleştirilen bombanın patlamasıyla havaya uçuyor ve Vargas balayında bile beladan uzak kalamayacağını anlıyor. Olayı araştırmak için yerel güvenlik güçleriyle temas kuran Vargas, karşısında sinema tarihinin en sahtekar polislerinden birisini, Hank Quinlan’ı (Orson Welles) buluyor. Cinayeti araştırırken Quinlan’ın sahte delillere başvurduğunu ve kendisinin de bizzat bu işin içinde yer aldığını öğrenen Vargas, çözüm olarak Quinlan’ı suç üstü yakalamayı kafasına koyuyor. Açılış sekansıyla sinema tarihine geçen film, kısa sürede kültleşmiş ve kara film türünün başyapıtları arasına girmiştir.

  • Vengeance Is Mine (1979)
  • Yönetmen : Shohei Imamura

Iwao Enokizu açıklanamayan dürtülerle vahşi cinayetler işleyen orta yaşlarında bir adamdır. Sonunda tüm Japonya Polisi’nin aradığı bir kaçağa dönüşmüş fakat bir şekilde yakalanmamayı başarmıştır. Bu sırada randevu evi işleten bir kadınla tanışmış ve birbirlerine aşık olmuşlardır.  Ancak bu şartlarda daha ne kadar beraber olabilirler?

  • The Wages of Fear (1953)
  • Yönetmen : Henri-Georges Clouzot

Yoksulluktan yıkılan bir Güney Amerika kasabası. Kasabada faaliyet gösteren Amerikan petrol firması. Firma uzak bir yere götürmek kamyon dolusu nitrogliserin götürmek için kasabada kamyon şoförü aramaktadır. Sonuçta iki kamyonu kullanmaları için dört şoför seçilir. Şoförler çok tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar. En ufak bir hataları ölümlerine yol açacaktır.

  • Zodiac (2007)
  • Yönetmen : David Fincher

San Francisco’da bir seri katil, mektuplar ve şifreli mesajları ile polis ile alay etmektedir. Dedektifler, gazete muhabirleri, bu katili yakalamaya ant içmiş dört kişi filmin esas karakterleridir. Katilin ardında bıraktığı izleri takip eden takıntılı dört adam, ne yazık ki aslında katilin adımlarını izler biçimde şekillenmektedir. Bu katil yıllarca görünmedikten sonra yine ortaya çıktığında sadece öldürdüğü insanlar için değil tüm şehrin kabusu haline gelecektir.

(The Film Stage)

Rabia Bulut

Rabia Bulut

1994 İstanbul doğumlu. Lisans eğitimini felsefe alanında tamamladı. Lisansta aldığı sinema ve felsefe dersi kalemini sinema yazarlığına çevirmesine vesile oldu. Film Arası ile yolları kesişti. Haberler ve röportajlar yapmakta, sinema yazıları yazmaktadır.

Yorum Yap

Temmuz 2017