Top Gun Röportajı

İki film arasında 35 yıl olabilir ama orijinal Top Gun ile merakla beklenen devam filmi arasındaki bağlantılar çok derin. Özellikle de iki filmin ortak yapımcısı Jerry Bruckheimer, Miramar California’daki gerçek Top Gun okulundaki genç pilotlar hakkında bir dergideki yazıyı okuduktan sonra ilk filmin fikrini bulan gişe rekortmeni efsanesi. Bruckheimer fikri bulduğu anı “Vay! Bu gerçek ‘Star Wars’ gibi!” dedim.

Sonuçta çıkan film, başrol oyuncusunu stratosfere fırlatmakla ve pop kültürü, kırk yıl boyunca filmden alıntı yapacak kadar etkilemekle kalmamış aynı zamanda 12 yaşındaki Joseph Kosinski için de ufuk açıcı bir an olmuş. Top Gun’ı izledikten sonra hayatının bir daha aynı olmadığını söylemek haksızlık olmaz. Kendisini model uçaklar yapmaya ve yerel mısır tarlalarında uçurmaya, daha sonra Stanford Üniversitesi’nde uzay mühendisliği eğitimi almaya ve şimdi de devam filmini yöneterek döngüyü tamamlamaya yöneltmiş.

Burada, Bruckheimer ve Kosinski, oturup ilk filmin ikisinin de hayatlarını farklı şekillerde nasıl şekillendirdiğinden ve türünün ilk ve son örneği olabileceğini söyleyecekleri kadar tutku dolu bir film olan Top Gun Maverick’le neler başardıklarından konuşuyorlar.

Soru – Cevap

Joseph, orijinal Top Gun’ı izlediğini hatırlıyor musun?

Kosinski: “Hatırlıyorum. Mayıs, 1986. Orpheum Sineması’ndaydım. 1940’larda inşa edilmiş eski bir sinemadır. Marhalltown, Ohio’daki küçük kasabamdadır. ABD’nin ortasında Hollywood’dan çok uzaktadır. Ben de herkesle aynı tepkiyi vermiştim. Film sizi bir donanma havacısının hayatının içine alıyor. Deneyimleri, hayatları, San Diego dünyası hakkında bir bakış açısı kazandırıyor. Daha önceki hiçbir şeye benzemiyordu. Muhteşem bir deneyimdi ve Maverick de benzemek istediğiniz müthiş bir karakterdi. Bazı yönlerden bir gençlik hayaliydi. Filmde tüm öğeler vardı. Müthiş oyuncular, muhteşem sinematografi, harika müzikler. Hepsi birleşerek insanların bugün bile hala konuştuğu bir klasik oldu.”

Daha sonra güneş gözlüklerini ve deri ceketi aldınız mı?

Kosinski: “Maverick’e benzeyecek kadar havalı değildim. O noktada (güler). Ama havacılık sevgimi kesinlikle besledi. Çocukken, Top Gun’ı izledikten sonra küçük model uçaklar yaptım. Telsiz kontrollü modeller yapmaya başladım. Onları Iowa’nın mısır tarlalarında uçurmak yaklaşabileceğin en üst noktaydı. Aslında üniversiteye gittiğimde uzay mühendisliği okudum. Üniversiteye gitmemdeki ilk nedenim buydu. Uçak tasarımcısı olacağımı düşünmüştüm. Stanford’a gittim ve uzay mühendisliğine başladım. Sonunda New York’a taşındım ve mimarlık okuluna gittim. Bazı yönlerden Top Gun Maverick, benim ilk ilgi alanıma, havacılığa geri dönüşüm gibi. Bu filmi yapmak için, nasıl yaptığımızı ve ne şekilde yaptığımızı çözmek için havacılığın detaylarına gerçekten girmeniz gerekiyor.”

İlk filmin fikri nereden çıkmıştı?

Bruckheimer: “Şöyle oldu, bir dergiyi açtım. Sanırım burada Los Angeles’ta New West adlı dergiydi. Kokpitteki bir pilotun fotoğrafı olan bir yazıydı. Bir başka fotoğrafta da hemen üstünde bir uçak vardı. Sanırım o uçak baş aşağıydı. “Vay! Bu gerçek ‘Star Wars’ gibi. Bu muhteşem!” dedim. Yazı, Miramar California’da Top Gun adında bir okul hakkındaydı. Dergiyi Don’un (Simpson, Bruckheimer’ın merhum yapımcı ortağı) masasına attım. “Vay canına, bu harika! Bu haberi almalıyız!” dedi. Haberin haklarını satın almak için dergiyle pazarlık ettik ve aldık. Yazarlar bulduk ve çalışmaya başladık. Filmin yapımı uzun bir yolculuktu. Senaryomuz vardı. Tony’yi (Scott, orijinal Top Gun’ın yönetmeni) ekibe aldık ve onu ilk vermek istediği kişi Tom oldu”

Tom, Maverick rolü için neden kusursuz?

Kosinski: “Neslimizin en iyi oyuncularından biri. Tom’un kariyerine bakarsanız o yaşta oynadığı rollerin çeşitliliği iyi bir kariyer yapmak isteyen her oyuncu için bir ders kitabıdır. Tom Cruise olmadan Top Gun olmaz. Tektir ve odur.”

Bruckheimer: “Kariyerim boyunca çok oyuncuyla çalıştım. Tom işe severek gelir. Mükemmellik ister ve sette herkesin işini yapabilir. Benim işimi kesinlikle benden iyi yapar. Bunu söyleyebilirim! Fiziksel açıdan formda, zihinsel olarak çok ama çok zeki biri ve o karakterde başarılı oluyor. Havacılığı da çok seviyor. Her şeyi uçurabilir.”

Biraz da Tom’un bu iki film arasındaki 35 yılda geliştridiği uçuş yeteneklerinden söz edelim. İlk nerede başladı ve şu anda ne kadar iyi?

Bruckheimer: “İlk film için senaryoyu gönderdik ve Tom’u kabul ettirmek biraz zor oldu! Ama sonunda El Centro, California’da iki Blue Angels ile uçmasını ayarladıktan sonra kabul etti. Onu aldılar. O dönem Tom, Rİdley Scott’la bir filmi yeni bitirmişti. Sanırım Legend filmiydi. Uzun bir at kuyruğu vardı. Bu pilot, ona pistte bir kez baktı ve “Olamaz, bu çocuğa gerçek bir deneyim yaşatacağız!” dediler. Onu uçurdular ve her türlü G numarası yaptılar, takla attırdılar, döndürdüler ve bayıldı! Uçaktan çıktı ve doğruca bir telefon kulübesine gidip beni aradı. “Ben varım. Filmi yapıyorum!” dedi. Filmi çekerken herkesi yolcu olarak o uçaklara bindirdik. Felaketti! G kuvvetini tek kaldırabilin Tom oldu. Diğerleri kusuyordu! Şimdi de hemen her şeyi uçurabilir!

Kosinski: “Bu filmin ilk öğretilerinden biri de buydu. İlk adım. En zor şey, Tom’a bu filmi yapmaya değeceği tartışmasında Tom’u ikna etmekti. Tom, sadece yapılması için bir sebep olduğuna gerçekten inandığı filmleri yapar. Onunla konuştuğum konulardan biri de gerçek çekimdi. Çünkü gerçekten yapabileceğimizi düşündüm. Sadece şimdi tüm film yapımlarındaki ilkesi olduğu için değil ayrıca savaş jetinde olma deneyiminin gerçekten yakalanabileceği teknolojinin var olduğunu düşündüğüm içindi. Sanırım ona hitap ettim.”

Bruckheimer: “Beni çok korkuttu! Çok yetenekli pilotlarla birlikte çalışsak bir bu tehlikeli bir iş!”

Orijinali böyle ikonik bir filmin devamını yapmak nasıl bir duygu?

Bruckheimer: “Nostaljik. Tom gibi biriyle ve bir araya getirdiği grupla çalışmak geriye gitmek ve bir süredir görmediğin bir dostunu görmek, yeniden onlarla birlikte takılmaktan keyif almak gibi. Aynı zamanda izleyicilere yeni bir şey vermek de inanılmaz keyifli. Kariyerimde hep bu önemli oldu. İnsanları eğlendirmek, onlara yeni bir şey vermek. Sinema salonunun arkasında durup insanların onlara verdiğimiz ve onları hayatlarında olan bitenden uzaklaştıran bir şeyle eğlenmesini izlemek bana heyecan veriyor. Top Gun Maverick’i birçok kez izledim ve çok beğendim. Çok eğlendirici, keyifli, heyecanlı ve romantik. Filme gitmekle ilgili sevdiğim her şey var. Sinemaya gitme sebebim Top Gun gibi filmlerdir.”

Kosinski: “Oldukça gerçek üstü. Bu filmde çok sayıda gerçek üstü an var. Biri de römorkta Maverick’in motosikletiyle pistte F-18’le yarıştığı anı çekmekti. Çok ikonik bir Top Gun anıdır. Motosikletin yanında yüksek hız kamerasındaydım. Görüntü yönetmenim Claudio Miranda’nın yanında oturuyordum. Elimde

F-18 pilotuyla doğrudan bağlantılı olan Donanma havacılık telsizi vardı. Tom’la pilotun aynı karede olduğunu gördüğümde telsizle, art yakıcıyı ateşlemesini söylüyordum. O da yapıyor ve gidiyordu. Kendime “Vay canına, bu hayatımın en güzel anlarından biri.” Dedim. Gerçek bir Donanma havacısıyla konuşmak ve bu çekimi yapmak için art yakıcıyı ateşlemesini sağlamak müthişti. 40 defa falan çektik. Filmdeki o sahneyi 40 kere denedik. Çok keyifliydi. Çok zorlayıcı bir kareydi. EN zor kısmı da hava durumuydu. Savaş pilotuyla Tom arasındaki koordinasyon en kolay kısmıydı! EN zoru arka planda kusursuz gün batımını yakalamaktı.”

Gün batımlarından bahsetmişken, Tony Scott’tan bahsetmeliyiz. Orijinal filminyönetmeni olarak insanların bir Top Gun filmiyle ilişkilendirdiği estetiğin tamamını o yarattı. Onu devam ettirmeye nasıl başladınız?

Kosinski: “Tony’nin yaptığını yapmak yok. Onun yerini doldurmak imkansız. Yüzlerce filmde taklit edilen estetiği yarattı. Top Gun tasarımını yarattı. Top Gun tarzını yarattı. Bunu yapmak kolay olsaydı herkes yapardı. Işık kamera açısı, atmosfer, ortam, bunların hepsi Top Gun’ı Top Gun yapar. O yüzden biz başlarken Tom’la Top Gun’ın cover’ını yapmak istemediğimiz konusunda hemfikir olduk. Bir parodi veya yan fikri olamazdı. Top Gun evreninde olduğu hissedilmeliydi ama aynı zamanda kendi estetiğimizi işlemeliydik. Ama gün batımını hissediyorsunuz. Top Gun’dan hatırladığımız ışığın o sihirli saati başarmak için çok uğraştığınız bir şey. Saatin hep farkındaydık. Motosiklet çekiminde dediğim gibi en zor yanı mükemmel ışığı bulmaktı. Çünkü o çekim tam olarak doğru olmadığı sürece vazgeçmeyecektim. Filmin geri kalanı için kamera sistemimizi ve teknolojimizi kullanarak bir Top Gun filmi duygusu vereceğinden emindim. Ama 1986’da sahip olmadıkları bir yakınlığı, gerçekliği, orada olma duygusu olacaktı. Altı kameralı donanımımız bu filme farklı, daha da kapsayıcı, pilotlarla birlikte orada olduğunuz duygusu verdi. Bu da bu filmi kendi başına öne çıkaracak.”

Bruckheimer: “Öncelikle Joe, görsel sanatçı. Eğitimli ir mimar. Tony, ressamdı, güzel sanatlara gitmişti. Yani burada bazı benzerlikler var. Joe’nun filmleri hep olağanüstüdür ve iyi bir hikaye anlatıcıdır. Ayrıca bu filmin fikrini de o buldu! Tom Mission Impossible’ı yaparken Joe da Paris’e gitti. Maverick karakterinin gitmesi gerektiğini düşündüğü noktayla ilgili bir fotoğraf albümü hazırlamıştı. Çok iyi bir hikaye anlattı ve Tom’u gerçekten heyecanlandıran da bu oldu. Tom önceden heyecanlıydı ve filmi yapmak istedi. Senaryomuz zaten hazırdı ama Joe onu farklı bir yöne taşıdı.”

Top Gun Maverick’in kurgusu nedir? Şu anda hayatında nerede ve onu geri getiren ne oluyor?

Bruckheimer: “Maverick, hala Maverick! Aynı adam. Daha yaşlı, daha bilge ama hala sisteme baş kaldırıyor. Bir grup pilotu eğitmesi için geri getiriliyor. Ama film aslında havacılık aşkı, uçuş aikıyla ilgili. Maverick kadar güçlü bir karakter. Önemli olan da bu, Maverick’i yeniden gökyüzüne çıkarmak, en iyi olduğu işi yapmasını, uçmasını sağlamak. Bunun için de yıllar önce bulunduğu Top Gun’a dönmesi gerekiyor. Havada olması gerekiyor. Maverick’in uçması gerekiyor.”

Tabii ki Maverick, geri dönen tek orijinal karakter değil. Iceman de dönüyor. Onları kamera önünde tekrara bir arada görmek nasıldı?

Kosinski: “Gerçekten inanamadığınız bir an. Ben Val Kilmer’ı Tombstone’da, The Doors’da ve en sevdiğim filmlerden biri olan Büyük Hesaplaşma’da izlemiştim. Val’e gittiğimizde Iceman’in filme nasıl döneceği fikrine o ilham verdi. Bunun doğru yolunu bulmamıza yardım eden kişidir. Tom’la Val’ın kamera önünde bir arada olması sanki aradan hiç zaman geçmemiş gibiydi. Sanki 86’da San Diego’da ki çekimleri hatırlayıp şakalaşıyorlardı. Çünkü yine orada, aynı şehirde ikisiyle birlikteydik. Val, muhteşem bir oyuncu. Çok cömert ve komiktir. Zekası, mizahı, gözlerindeki kıvılcım, iki efsanenin ekranda yeniden bir araya geldiğini görmek müthişti. Orada oturup oynadıklarını izlemek geçekten inanılmaz anlardan biriydi. Olağanüstüydü. Hiç unutmayacağım anlardan biri.”

Son olarak, b filmi hayranlara ve yeni izleyicilere nasıl sunarsınız?

Kosinski: “Öncelikle, oyuncularımız gerçek uçaklardalar. ABD Donaması’nın F-18’lerindeler. Çoğu kişiyi F-18 G kuvvetiyle koyarsanız bayılacak ve kusacaklardır. Bu da yolculuğun sonu olur. Bizim oyuncularımızın tüm bunlar olurken sahnelerini de canlandırmaları gerekti! Bunu insani düzeyde başarmak için gereken lojistik muazzam. İkinci önemi konu da ‘Bu filmin duygusal yönü nedir? Bu filmde, filmin merkezinde Maverick’in yaşadığı erginlenme ayini nedir? Goose’un oğlu (Miles Teller canlandırıyor) ile yeniden bağ kurmasıdır. Biri, en müthiş kariyerlerinden birine sahip olan ve hala güçlü olan, diğeri de Miles, o yolda olan ve başa baş giden iki muhteşem oyuncuyu göreceksiniz.”

Bruckheimer: “İlk filmi sevdiyseniz, Maverick’le birlikte yeniden yolculuğa çıkmak istiyorsanız, geri döndü! O aynı adam. Yalnız biraz daha bilge! Bu havacılığa yazılmış bir aşk mektubu. Böyle bir havacılık filmi aha önce yapılmadı. Ve bir daha yapılma ihtimali de yok. Size, bir Top Gun pilotunu olmanın gerçekte nasıl olduğunu göstereceğiz. İzleyicilerin izlemesi için sabırsızlanıyorum.”

Ağustos 2010’da yayın hayatına başlayan aylık sinema dergisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.