Sinema, Sanat ve İletişim Üzerine

Bir film izlediğimi kurguluyorum; sahnesi doğanın muhteşem bir kesitinde geçiyor. Rüzgârla birlikte yaprak hışırtıları, su sesleri var, alt bantta hafifçe bir klasik müzik eseri çalıyor. Piyano dinletisi, Polonyalı besteci Frédéric François Chopin’i anımsatıyor, onun bir eseri olmalı. Kamera geniş açıdan daha dar açıya geçiş yapıyor bir heykele odaklanıyor. Ne de ihtişamlı görünüyor. Kocaman kanatları olan melek şeklinde taştan bir kadın bu… Antik çağlardaki mitleri, Yunan tanrılarını andıran bu heykelin etrafında minicik insanlar dans ediyor, şiir okuyor. Adı Ateytus olan minik insanın tiz sesi muhteşem notalara dönüşerek “İnsan olamayacak kadar öyle üstün meziyetler edindi ki tatlı huylu, iyiliksever Melişkam, sonunda taş kesildi.” diyor. Etrafındakilerde çiçekleri savurup, ellerindeki renkli ışıkları yakarak dönüp duruyor, hepsi sanki yüzyıllardır bildikleri geleneksel danslarını aynı ritimle, aynı eş güdümle yapıyorlar. Bir rüyanın içinde, bir film karesinde kendimi küçücük insanların arasında buluyorum, onlardan biriyim. Bu atmosferde onların iyiliğe ve güzelliğe olan aşklarına kapıldığımı hissediyorum. Şiirle dansla müzikle edebiyatla ve doğayla iç içe geçmişliği, gerçek hayatın içinde bulabilmek çok zor, bu yüzden bir film karesinde yaşamayı seçebilirim.

Sinema; resim, heykel, mimari, dans, şiir, müzik ve edebiyatın bir bileşkesidir. Toplumsal, bilimsel, sosyokültürel alanlardan beslenir. Tamamen kurgusal bir yapısı bile olsa mevcut dünyaya bağlıdır. Renklerinin ağırlığı, duygu ve temasıyla yapıldığı dönemle kardeştir. Görsel kodlamalardan oluşan sinemada, jestler, mimikler, dekor, kamera açıları hepsi aynı anda ve tek tek bir iletişim kanalıdır. İzleyici, kendi yaşanmışlıkları, tecrübesi ya da kültürüyle kodların bazılarını filtreler, bazılarını ise izafiyet çerçevesi kapsamında daha fazla açımlar.

İletişim Profesörü Haluk Gürgen kısaca “İletişim bir anlam paylaşımıdır.” diyor.* Sinema da anlam paylaşımını kitlelerle yapan iletişim mecrasıdır. Yedinci sanat olarak anılsa da aslında sanatların ve bilimlerin bir bileşkesi, ortak bir kümesidir. Sinema; sanatı, toplum bilimi kapsayan bir ana küme olarak betimlenebilir.

“Senaryo yazdım, film yaptım.” demeden sahne sahne, plan plan düşünerek ve çalışarak sinema sanatı icra edildiğinde yeniden yepyeni akımların ortaya çıkmasını ve toplumda sanata olan ilginin artmasını bekleyebiliriz ancak.

İyi film yapmanın ya da iyi seyirci olmanın yolu, sahneleri iyi okumaktan geçiyor.

Gözünüze göre, sizi mutlu iyi filmlerle karşılaşmanız ve iyi filmlere imza atmanız dileğiyle,

 

—-

* Prof. Dr. Haluk Gürgen, “İletişiminiz Kadarsınız”, TEDxTalks, https://www.youtube.com/watch?v=34RsefZzs_Y

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nden mezun oldu, ardından Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Ana Bilim Dalı, Medya Ekonomisi ve İşletmeciliği Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptı, aynı bölümde Doktora eğitimine devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir