Sözün bittiği, insanlığın tükendiği, eziyetin arşa yükseldiği hazin öykülerle dolu bir coğrafyanın adıdır Filistin. Yarım asırdan fazla süredir devam eden zulümler Ekim 2023 ile beraber artık kelimelerle ifade edilemeyecek hale geldi ve dünyanın uzunca bir süre devam eden sessizliği insanlığa dair ümitlerin ağır yara almasına sebep oldu. Bugün hala devam eden katliamın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmesinin yanında geçmişten bugüne devam eden bu acı verici hadiseler sanat eserlerinde de kendine yer buldu. Yönetmen Annemarie Jacir’in TRT ortak yapımı olan Filistin 36 adlı filmi, İngiliz esaretine karşı direniş gösterenlerin hikayesine odaklanıyor. Nazi yönetimi döneminde Filistin’e gelmeye başlayan Yahudi işgalcilerle beraber değişmeye başlayan toplumsal yapı da filmin merkezinde bulunuyor.
Filmin anlatı dili esas olarak sömürgeciliğe yönelik topyekun eleştiri temeline dayanıyor. İngilizlerin bölgede oluşturduğu emperyal düzene karşı mücadele eden Filistin halkının egemenlik haklarına yönelik mücadelenin içinde yer alan Yusuf, aslında tümden bir mücadelenin temsili bir sembolü. İşgalci güçlerin Siyonist emellere zemin hazırlayan faaliyetleri, tüm bu meselenin başlangıç noktasına götürüyor izleyiciyi. Daha öncesinde dünyanın farklı bölgelerinde uyguladıkları aynı metotları Filistin’de de uygulayan İngilizlerin bilinçli olarak meydana getirdikleri kaosun içinden sızarak bugüne erişen katliam ortamının öncülünü yalın bir şekilde tasvir etme çabasında olan film bir o kadar gerçekçi şekilde meramını anlatmayı başarıyor ve Filistin meselesini merkeze alan (ne yazık ki) az sayıda filmin içinde adından söz ettiren bir konum elde ediyor.
Zorluklara rağmen vücuda gelmeyi başaran filmin tüm dünyada adından söz ettirebilmesi için de benzer zorluklarla mücadele etmesi gerekse de dünyada pek çok insanın ve milletin devam eden bu zulmün durdurulması çağrılarını artırması ile beraber kamuoyu Filistin meselesinde katliamların son bulması için düne göre daha çok ses yükseltiyor. Filmin başrol oyuncularından Liam Cunningham’ın bir İrlandalı olarak İngilizler karşısında kendi milletinin yaşadıklarını da anımsayarak senaryo ile empati kurması ve teklif edilen rolü kabul etmesi ile beraber uluslararası düzeyde tanınan bir ismin filme olan katkısı paha biçilmez hale geliyor. Filmdeki göreceli olarak az ama olayları şekillendiren süreçlerde yer alan varlığı oyuncu Saleh Bakri’nin canlandırdığı Yusuf karakterinin her şeyden önce adaletsizliğe ve haksızlığa karşı yükselen sesinin daha etkin şekilde duyulabilmesinin yolunu açıyor.
Teknik yönden çekim zorlukları da dikkate alındığında belirgin aksamaların bulunmadığı filmin izleyici nezdinde oluşturduğu etki gücü yüksek. Tek başına kamuoyu oluşturma gücüne sahip olmasa da seyircisinde farkındalık duygusunu artırmayı başarabiliyor film. Meseleleri doğuran olayları ön planda tutsa da bugünden uzakta durmuyor. Her şeye rağmen var olabilen bir milleti her türlü zorluğa rağmen anlatmayı başarabilen Filistin 36 filmi adından uzun süre söz ettirecek ve hak mücadelesi devam ettikçe imza atılacak her bir eserin yanında mevcudiyetini sürdürecek bir yapım.


Bir yanıt yazın