Jack Ryan Adalet Dağıtıyor

Efsane dizi Lost’un yazarlarından Carlton Cuse, The Office’in Jim’i ve Sessiz Bir Yer / A Quiet Place filmlerinin yönetmeni John Krasinski, The Imitation Game’le yönetmenliği Oscar’a aday gösterilen Morten Tyldum, Erdem Tepegöz’ün Gölgeler İçinde’sinde başrol oynayan Numan Acar, Kaan Urgancıoğlu, Adana Şakirpaşa Havalimanı ve Nizip Mülteci Kampı bir araya gelipe nfes bir dizide karşımıza çıktı desek?

Amazon Prime Video’nun 31 Ağustos 2018’de yayına başlayan dizisi Jack Ryan ya da daha meşhur ismiyle Tom Clancy’s Jack Ryan üçüncü sezonu için gün sayarken, nefes kesen ajan gerilimlerini sevenlerin keşfetmesi için teknik dallarda Emmy adaylıkları alan ilk iki sezonu platformda keşfedilmeyi bekliyor.İlk sezonda, verdiği karar sonucu birçok askerin ve sivilin ölümüne sebep olan savaş gazisi Jack (John Krasinski), CIA’de rakamları takip eden bir analist olarak çalışırken alışılmadık para hareketlerine rastlıyor ve Usame bin Ladin kadar büyük planları olan Süleyman (Ali Suliman) adlı teröristin peşine düşmeleri gerektiği konusunda üstlerine ısrarcı oluyor. Ne var ki adı sanı duyulmamış ve Jack dışında kimsenin radarında olmayan bu hayalet figür büyükbaşların ilgisini çekmiyor ve Jack’in bizzat öne çıkması, tüm gün oturduğu rahat koltuğundan kalkması gerekiyor.

1947-2013 yılları arasında yaşamış Amerikalı yazar Thomas Leo Clancy Jr., Soğuk Savaş dönemi ve sonrasında yazdığı romanlarıyla tanınıyor. Vikipedi’ye göre görme bozukluğu yüzünden orduda görev alamayan, ABD Dışişleri Bakanlığı yapmış Colin Powell’ın kuzeniyle evlenen, beysbol takımı satın alan, Cumhuriyetçi Parti’ye büyük bağışlar yapan Clancy tam bir muhafazakâr Amerikalı olsa da 11 Eylül saldırılarının İslam diniyle bağdaştırılmaması gerektiğini televizyon kanallarında uzun uzun anlatmış bir figür. Bu yaşanmışlıkların birebir yansımalarını dizide de görmek mümkün.

Günümüzde devam eden dizi elbette Jack Ryan karakterinin ilk görsel uyarlaması değil. Harrison Ford’u 1992’de Tehlikeli Oyunlar / PatriotGames’de, 1994’te ise Açık Tehlike / Clearand Present Danger’da Jack Ryan rolünde izlemiştik.Ve yine 1990’da Alec Baldwin’i John McTiernan’nın Kızıl Ekim /The Huntfor Red October’ında, 2002’de Ben Affleck’i En Büyük Korku /The Sum of All Fears’da, 2014’te Chris Pine’ı Kenneth Branagh’ın Jack Ryan: Gölge Ajan / Jack Ryan: Shadow Recruit filmlerinde karaktere hayat verirken izledik. Roman serisinin önemli yan karakterlerinden John Clark ve Ryan’ın oğlu Jr.’ın da yine başka hikayelere konu olduğunu ve kısaca Clancy’nin birçok medyayı karakterleriyle beslediğini belirtelim.

Jack Ryan dizisi ilk sezonunda; dini kullanarak taraftar toplayan ve çocukluğunu elinden alanlara, büyüdüğünde ırkçılık yaparak ona hayatı dar edenlere, intikam yeminiyle giden bir adamın terör eylemlerini konu ediyor. Senaryodaki hemen tüm karakterlerin incelikle işlendiğini, salt iyi insan ya da salt kötü insan diye ayrımların olmadığını, diziyi Amerikalılar çekiyor diye tüm Arapların kötü gösterilmediğini ve hatta terörist başı Süleyman’ın bile insancıl yönlerinin, nasıl bu yola girdiğinin anlatıldığını belirtelim. Yüksek bütçesiyle çatışma sahnelerinin gerçekçi hale getirildiğini, birçok ülke ve şehirde geçen hikâyenin mümkün mertebe gerçek lokasyonlarda çekildiğini ve ülkelerin yerel ekipleriyle çalışılarak minimum hata yapıldığını da ekleyelim. Sürprizleri açık etmemek adına Türkiye sahnelerinden ve oyuncularımızın rollerinden bahsetmek istemiyorum ancak özellikle Numan Acar’ın kilit bir rolde tüm bölüm boyunca yer aldığını söyleyebilirim.

Jack Ryan’ın ilk sezonu kimsenin itiraz edemeyeceği kadar incelikli, hareketli ve heyecan verici. İkinci sezon için ilki kadar iyi değil diyenlere de kulak asmayın, sadece yönetmen değişikliğiyle daha karanlık ve ciddi bir atmosfer kurulmuş, yoksa prodüksiyon kalitesinde ve hikâye anlatımında gerileme yok. Ama bu da başka bir yazının konusu. İyi seyirler.

Jack Ryan dizisinin buraya tıklayarak hemen izleyebilirsiniz.

1983 yılında, mutlu bir aileye doğdu. 15 yaşında sinema salonlarıyla tanışıp, bazı filmlere âşık oldu. “Ben de yaparım” zannederek, -o zamanki algısıyla- senaryo yazmaya ve her sene doğum günü gelmeden bir uzun metraj tamamlamaya başladı. “Yapan” olmanın kendisi için o kadar da kolay olmayacağını anladığındaysa bu büyülü dünyadan kopmamak için, filmler hakkında “yazan” olmaya karar verdi. Geçen yıllar içinde istemeden de olsa tıp hekimi olup 12 yıl çalıştıktan sonra mesleği bıraktı. 13 yıllık sinema yazarlığı süresince Altyazı Sinema Dergisi, Filmlerim.com, Öteki Sinema, Blogum Dergisi, Haftalık Sinema Antrakt Gazetesi ve Film Arası Dergisi’nde yazıları yayınlandı ve Ters Ninja sitesinde editör olarak kök saldı. Yaklaşık bir yıldır da her perşembe yayınladığı, ülkenin ilk dijital platform bülteni Bu Hafta Ne İzlesem? sayesinde tutkusuna bağlı kalmayı sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.