Ekmek ve Tuz: Üzüm Üzüme Baka Baka

Irkçılık ve sürü psikolojisi üzerine basit ama inceliklerle örülü çok güçlü bir senaryoya sahip olan film, yükselişini sürdüren Polonya sinemasının bağrımıza bastığımız son örneği.

Ekmek ve Tuz, Varşova’da müzik eğitimi alan Tymek’in yaz tatili için evine dönmesiyle başlıyor. Annesinin yemeklerini iştahla yiyen genç adama, yakın yaşlardaki erkek kardeşi Jacek “birkaç gün içinde bıkarsın” diyor. Bu, film için önemli bir cümle. Çünkü Tymek’in özlemle yaklaştığı bu küçük yerleşim yerinde her gün bir diğerinin aynısı.

Tymek, kendini büyüdüğü taşradan kurtulmuş sayıyor. Üniversiteyi kazanıp evden ayrılmış, burs aldığı için de yolu açık. Kardeşi için de aynısını istiyor ama Jacek’in pek de umurunda değil. Sevgilisi ve takılabileceği arkadaşları ona yetiyor, yetmeye de devam edeceği görüşünde. Tymek kardeşi için daha fazlasını istiyor. Kendisi gibi piyano çalmaya devam etmesini, kurtulmasını, daha büyük sularda yüzmesini… Bunu, eskiden hoşlandığını düşündüğümüz kızla konuşurken de hissettiriyor. Ona kalırsa kimse orada kalmamalı, daha fazlasını istemeli.

Tymek, kardeşi ve arkadaş çevresiyle zaman geçirirken birçok şeyden rahatsız oluyor. O bölgede yaşayanların kanıksadığı, eğitimli, görgülü ve ahlaklı insanların hoşlanmayacağı davranışlarına maruz kaldıkça çevresindekilerin, yüzünü ekşitiyor. Peki, sesini çıkarıyor mu, hayır. Belki onları sevdiğinden, belki değiştiremeyeceğini düşündüğünden, belki de sadece korkaklığından. Susmak da suça ortak olmak değil mi biraz? Özellikle otobüste yaşanan ırkçılıktan çok rahatsız olduğunu ve harekete geçmek istediğini hissediyoruz ama orada bile bakmaktan fazlasına cesaret edemiyor.

Ekmek ve Tuz, bir grup insanın tekdüze yaşamını izletir gibi yaparken, bizi hatalı toplumsal davranışlarla yüzleştiriyor. Yazının girişinde de söylediğimiz gibi ırkçılık başta olmak üzere birçok sıkıntıyı, altını kalınca çizmeden, günlük hayatın doğal akışında yansıtabiliyor. Seyirci olarak biz de maruz kaldığımız sahne sayısı arttıkça kümülatif şekilde rahatsız oluyoruz. Birikim, bir süre sonra dayanılmaz oluyor.

Ekmek ve Tuz’un en büyük başarısı doğallığı. Oyuncular o kadar doğal ki, gerçek insanların yaşamını izliyor gibiyiz. Replikler o kadar doğal ki, bir insan o durumda ancak bu cümleleri kurar diyoruz. Ve akış da çok doğal, yaşamın ilerleme hızı birebir taklit edilebilmiş.

Filmin en vurucu senaryo hamlesi, Tymek’in gördüğü aksaklıkları düzeltmek bir yana dursun, sessiz kalma aşamasından, bir parçası olma aşamasına geçişi. Çevresindeki insanlarla vakit geçirdikçe onun da ne görgüsü kalıyor ne duyarlılığı. İçinde tutamadığı bir gülme krizi, seyirciye tokat gibi çarpıyor. Doğruyu yapacağına inandığımız tek karakter de asimile olup sürüye karışıyor. Üzüm üzüme baka baka kararıyor yani, umut ışığı hepten sönüyor.

Ekmek ve Tuz’un içinde, ekran kararmasıyla bölünen bazı sekanslar var. Bunlar başı sonu olan, tek başlarına ayakta durabilen kısa filmler gibiler. O sekansları ayrı ayrı salonlarda farklı seyirciler izlese, hiçbiri bunun gerisi nerede demez, o kadar güçlü ve bütünler. Elbette hepsi bir araya geldiğinde de olağanüstü nitelikte bir uzun metrajı oluşturuyorlar.

59. Altın Portakal’da gösterilen Ekmek ve Tuz / Bread and Salt / Chleb i sól (2022), karşınıza çıktığı yerde kaçırmamanız gereken bir film.

PAYLAŞ

1983 yılında, mutlu bir aileye doğdu. 15 yaşında sinema salonlarıyla tanışıp, bazı filmlere âşık oldu. “Ben de yaparım” zannederek, -o zamanki algısıyla- senaryo yazmaya ve her sene doğum günü gelmeden bir uzun metraj tamamlamaya başladı. “Yapan” olmanın kendisi için o kadar da kolay olmayacağını anladığındaysa bu büyülü dünyadan kopmamak için, filmler hakkında “yazan” olmaya karar verdi. Geçen yıllar içinde istemeden de olsa tıp hekimi olup 12 yıl çalıştıktan sonra mesleği bıraktı. 15 yıllık sinema yazarlığı süresince Altyazı Sinema Dergisi, Filmlerim.com, Öteki Sinema, Blogum Dergisi, Haftalık Sinema Antrakt Gazetesi ve Film Arası Dergisi’nde yazıları yayımlandı ve Ters Ninja sitesinin genel yayın yönetmeni oldu. Yaklaşık 2,5 yıldır da her perşembe yayınladığı, ülkenin ilk dijital platform bülteni Bu Hafta Ne İzlesem? sayesinde tutkusuna bağlı kalmayı sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir