Bıçağın İki Yüzü: Oğlan Çocukları Vardır

Bir filmin birden fazla adı varsa, genellikle proje aşaması sorunludur. Claire Denis’in 2022 tarihli filminin de birden fazla İngilizce ismi var. Birisi Ateş manasındaki Fire, diğeriyse Bıçağın İki Yüzü manasındaki Both Sides of the Blade.

Claire Denis çekmese, Juliette Binoche oynamasa, “Fransız filmdir, olabilir” diyemesek kahkaha atmaktan izleyemeyeceğimiz bir aşk filmi Bıçağın İki Yüzü / Avec amour et acharnement. Diyaloglar o kadar kötü ki, deneyimli oyuncuların ağzında bile zor duruyor. Denis, Christine Angot’la birlikte kaleme aldığı, incir çekirdeğini doldurmayan anlamsız senaryoyu izletebilmek için kırk takla atıyor, tüm yeteneğini sergiliyor ve gerilimli müziği bir an bile kısmıyor, kısamıyor. Yetmiyor ama, yetmiyor maskelemeye bu parodiyi. Aynı senaryo bire bir Türkiye’de yeniden çekilse mesela Dünyanın Kurtaran Adam tadında kült olur. Çok acayip bir fiyasko ve belki bu yüzden biraz cazip.

Üçlü bir aşk öyküsü anlatıyor Bıçağın İki Yüzü. Radyo programcısı Sara’nın Paris merkezindeki evinde birlikte yaşadığı eski mahkûm yeni sevgilisi Jean’la geçen günlerini izliyoruz bir süre. 2020-2022 arası bir yerdeyiz, yüzlerden maske eksik olmuyor. Irkçılık üzerine söyleşiler yapıyor Sara radyoda ve eve gelip sevgilisiyle sevişiyor. Hayatı bundan ibaret. Arkadaşı yok, ya da sosyal hayatı. Uzaktan izlediği bir de eski sevgili var, François, 60. dakikaya kadar sesini bile duymuyoruz. Motosikletiyle havalı havalı dolaşıyor. Yeniyle eski, yani François ve Jean ortak bir işe girip ofis açıyor, Sara açılışa gidince eskiyle yeniden yakınlaşıyor, yeniyi aldatıyor ama eskisi anal seks isteyince yatakta araları bozuluyor ve koskoca adam jinekomastili bir oğlan çocuğu edasıyla küsüp somurtuyor. Sonra da ispiyonlayacak bir öğretmenleri olmadığı için yaptıklarını yeni sevgiliye yetiştiriyor. Komedi. “Erkekler kaç yaşına gelirse gelsin, oğlan çocuklarıdır” mesajı vermekse amaç, işlemiyor. Sara’nın da ne istediği belli değil zaten, sürekli yalan söylüyor, cümleleri kıvırıyor, adamları manipüle etmeye çalışıyor, sinir krizleri geçiriyor… Evlere şenlik. Ama tüm bu piyesi Claire Denis enfes bir görüntü yönetmeniyle, yüzyılın aşk filmini çeker ciddiyetiyle filmleştiriyor, o yüzden gözümüzü kırpmadan izliyoruz.

2022’de iki uzun metrajını izleyeceğimiz Denis’in bu filmde ne yaptığını anlayana aşkolsun (Diğer film Cannes’da ödüllendirildi). Hele de Jean’ın oğluna ırkçılık dersi verdiği sahnenin film için anlamını, hikayedeki yerini bulabilene ödül var.

1983 yılında, mutlu bir aileye doğdu. 15 yaşında sinema salonlarıyla tanışıp, bazı filmlere âşık oldu. “Ben de yaparım” zannederek, -o zamanki algısıyla- senaryo yazmaya ve her sene doğum günü gelmeden bir uzun metraj tamamlamaya başladı. “Yapan” olmanın kendisi için o kadar da kolay olmayacağını anladığındaysa bu büyülü dünyadan kopmamak için, filmler hakkında “yazan” olmaya karar verdi. Geçen yıllar içinde istemeden de olsa tıp hekimi olup 12 yıl çalıştıktan sonra mesleği bıraktı. 13 yıllık sinema yazarlığı süresince Altyazı Sinema Dergisi, Filmlerim.com, Öteki Sinema, Blogum Dergisi, Haftalık Sinema Antrakt Gazetesi ve Film Arası Dergisi’nde yazıları yayınlandı ve Ters Ninja sitesinde editör olarak kök saldı. Yaklaşık bir yıldır da her perşembe yayınladığı, ülkenin ilk dijital platform bülteni Bu Hafta Ne İzlesem? sayesinde tutkusuna bağlı kalmayı sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.